Baş Nedir?

Baş nedir?

Vücudumuzun boyun üzerinde bulunan kısmıdır. İnsanda ve ileri hayvanlarda beyin ve duyu organları başta bulunur. Baş, yüz ve kafa olmak üzere İkiye ayrılır. 22 kemikten meydana gelmiştir. Bunların bazısı çift, bazısı tektir. Yüz kemikleri: Üst çene, elmacık, damak, burun, tırnak ve alt boynuzcuk, alt çene ve sapan kemikleridir. Kafadaki kemikler ise: Kalbur, temel, art kafa, alın, duvar, şakak kemikleridir. Kafa kemiklerinin meydana getirdiği içi oyuk mahfazaya «kafatası» denir. Beyin bunun içinde bulunur. Baş ve yüzün hareketleri çeşitli kasların yardımıyla sağlanır.

Başı besleyen ana damar, aortun bir kolu olan «ana karotis» damarıdır. İç karotis atardamarı beyni besler. Dış karotis ise boyun, yüz ve kafanın yan taraflarına dağılır. Sinir sistemi bakımından da baş çok önemlidir. Yüzdeki organlara giden sinirler beynin alt tarafındaki çevresel sinir sisteminden çıkarlar. Beyinden ayrı olarak göz, kulak, burun, ağız gibi başlıca duyularımızı sağlayan organlar da başın yüz bölümündedir.

Boynun üst kısmında yer alan ve en mühim organlarımızı taşıyan vücudun bir bölümü. Baş, vücudun idare merkezi durumundadır. Beyin ve beyine bitişik diğer sinir sistemi parçaları, gözler, kulaklar, ağız, burun, kemikler, kaslar, damar ve sinir şebekeleri, deri ve saç başta bulunan yapılar arasında sayılabilir. Başta bulunan doku ve organlar, son derece muntazam olarak yaratılmış bulunan baş iskeleti içine veya üzerine yerleşmiş durumdadır. Bunlar içinde en mühimi şüphesiz ki beyindir.

Gözler ise dış dünya ile irtibatı sağlamada en önemli organımızdır. Beyin ve gözler baş iskeletinin özellikleri dolayısıyla dışarıdan gelecek etkilere karşı iyi bir şekilde korunmuşlardır. Baş iskeletinin göz, burun ve ağız boşluklarını çevreleyen kısmına yüz; büyükçe bir boşluktan ibaret olan kısmına ise kafa ismi verilir. Yüz kemikleri; ikisi tek, altısı çift olmak üzere on dört kemiktir. çift kemikler; üst çene kemiği, elmacık kemiği ve damak kemiğidir. Tek kemikler ise, alt çene kemiği ve sapan kemiğidir.

Yüz kemikleri içerisinde sadece alt çene kemiği, kafa ile yaptığı eklem vasıtasıyla hareket edebilmektedir. Yüz kemiklerinin arasında olan ve burun boşluklarının iki yanında bulunan boşluklara “burun yanı sinüsleri” ismi verilir. Sinüsler, içinde en önemlisi, üst çene kemiği tarafından husule getirilen maksiller sinüstür. Bu sinüslerin içi normalde hava ile doludur ve kanalları vasıtasıyla burun boşluğu ile irtibattadır. Sinüslerin burun boşluğu ile irtibatları kesilince sinüzit denilen iltihaplar meydana gelir.

Baş iskeletinin ikinci bölümünü teşkil eden kafa, dördü orta hat üzerinde ve tek, ikisi yanlarda çift olmak üzere sekiz kemikten meydana gelir. Bu kemikler, birbirine oynamaz eklemler ile bağlıdır. Sadece çocuklarda kafa eklemleri tam olarak kaynamamıştır. Çift kemikler, duvar kemiği ve şakak kemiğidir. Tek kemikler ise; alın kemiği, ard kafa kemiği, kalbur kemiği ve temel kemiktir. Başın büyüklüğü ile vücudun büyüklüğü arasında bir münasebet vardır. Bu münasebet daha ziyade yüz iledir. Baş iskeletinin şekli ve hacmi antropolojik araştırmalarda önemlidir. Değişik ırklara mensup insanların başlarının şekli, farklılıklar arz eder.

Çocuklarda iki yaşına kadar kafa kemikleri bağ dokusundan zarlar ile birbirlerine bağlanmışlardır. Dolıyısıyla birkaç kemiğin birleşme noktaları arasında sadece bağ dokusu zarlar ile örtülmüş yumuşak sahalar bulunur ki, bunlara bıngıldak ismi verilir. Bıngıldaklar içerisinde en büyüğü ön bıngıldak olup, alın kemiği ile duvar kemikleri arasındadır. Burası baklava dilimi şeklindedir ve beş cm uzunluğundadır. Bıngıldak muayenesi hekimlikte önemli yer alır. İshal ve kusma gibi durumlarda fazla su kaybedilirse, bıngıldaklar çöker. Beyin-omurilik sıvısının arttığı hallerde ise bıngıldaklarda bombeleşme husule gelir.

Başı meydana getiren kemikler arasında çok sayıda kanal, delik, oluk gibi kısımlar vardır. Buralardan sinirler, damarlar geçmektedir. Mesela kalbur kemiğinin deliklerinden koku sinirleri geçer. şakak kemiğindeki kanaldan işitme ve denge siniri geçmektedir. Yüzü meydana getiren çok sayıdaki kemiğin üzerine yerleşmiş bulunan kaslar, mimik hareketlerin yapılmasında, çiğnemede, gözleri kapamada vazife görürler. Baş çevresinin genişliği çocuklarda beyin gelişiminin değerlendirilmesi açısından ehemmiyet taşır. Beynin gelişmesinin durması halinde başın büyümesi de yavaşlar ve normal ölçülerin altına düşer.

Sözlükte “baş” ne demek?

1. Bir topluluğu yöneten kimse; arazide en yüksek nokta.
2. Başlangıç; bir şeyin genellikle toparlakça ucu.
3. Temel; bir şeyin uçlarından biri.

Cümle içinde kullanımı

Başa güreşmek.

Baş kelimesinin ingilizcesi

[BAS] n. bass, basso
v. step on, print, press, publish, raid, break into, attack suddenly, flood, come upon, weigh, catch, come on, flow, foray, impress, imprint, irrupt, jam, letter, sink, stamp, stencil, step, stomp, tread, tread on
adj. chief, head, arch, capital, central, in chief, especial, first, foremost, general, governing, grand, initial, master, premier, primal, primary, prime, principal

Senet Nedir?

Sözlükte “senet” ne demek?

1. Bir kimsenin yapmaya ya da ödemeye borçlu olduğu şeyi göstermek için imzaladığı resmi kağıt, belgit1.
2. Dayanılan ya da dayanılacak olan şey.

Senet kelimesinin ingilizcesi

[Senet] n. voucher, note, bond, bill, proof, commercial paper, copy, indenture, instrument, muniment, obligation, script
Köken: Arapça

Doğal çevre Nedir?

Doğal çevre nedir?

İnsanların sürekli yaşadıkları, insanların diğer canlılarla karşılıklı olarak etkileşim içinde bulundukları, dağlar, ovalar, çayırlar, ormanlar, göller, denizler, ırmakların bulunduğu çevreye doğal çevre denilmektedir. Ekosistem'de, bir alandaki canlı organizmalar ve cansız varlıkların hepsinin birden oluşturduğu sistemdir. Doğal çevre ekosistemin temel bileşenlerinden biridir.

Ekosistem'in temel bileşenleri nelerdir?

1- Üreticiler (Ototroflar)

2- Tüketiciler (Hetotroflar)

3- Ayrıştırıcılar (Saprofitler)

4- Doğal çevre

Ekoloji nedir?

Cansız doğal çevre ile bu çevre içinde yaşamlarını sürdüren canlılar arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri inceleyen bilim dalına ekoloji adı verilir.

Doğal çevre kirliliğinin sınıflandırılması

Çevrenin temel unsurlarından olan doğa, kendine has fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklere sahiptir. Bu özelliler dikkate alındığında doğal çevre kirliliği şu bölümlere ayrılır:

1- Fiziksel Kirlenme

2- Kimyasal Kirlenme

3- Biyolojik Kirlenme

Doğal çevre kirliliğinin nedenleri nelerdir?

1- Hızlı nüfus artışı,

2- Plansız kentleşme,

3- Plansız endüstrileşme,

4- Doğal kaynakların hoyratça kullanılması.

Doğal çevre kirliliğinin çeşitleri nelerdir?

1- Hava Kirliliği

2- Su Kirliliği

3- Toprak Kirliliği

Doğal çevrede sosyal yaşam

İçinde bulunduğumuz canlı, cansız tüm varlıkların birbirleri ile ilişkilerini içine alan ortam.

Doğal çevre olmasaydı sosyal yaşam olmazdı. Sosyal yaşamın devam edebilmesi için doğal çevrenin temiz ve düzenli bir şekilde işlemesi gerekir. Örneğin; insanların sağlıklı bir hayatı olması konusunda doğal çevrenin önemli bir yeri vardır.

Doğal çevrenin sosyal üzerindeki etkileri

Doğal çevre sakinlerinden ağaçlar aldığımız oksijeni büyük bir oranda artırdığı için, çevreyi yeşillik yönünden zenginleştirmemiz gerekir. Doğayı temiz tutup çevreyi kirleten etkenleri ortadan kaldırmalıyız. Ve bunun gibi doğayı koruyacak davranışlarda bulursak; sosyal hayatımızda önemli bir yeri olan doğayı korumuş oluruz. Doğal çevrede sosyal yaşama örnek davranışlar; yeşillik yerlerde piknik, orman ve uygun yerlerde yürüyüş, kırlarda oyun oynamak bunlardan bazılarıdır.

Çevre faktörü (Ekolojik Faktör) nedir?

Canlı varlıkların yaşamlarının en az bir döneminde onları etkileyen fiziksel, kimyasal veya biyolojik çevre elemanlarının her birine çevre faktörü veya ekolojik faktör denir.

Ekolojik faktörler nelerdir?

1- Klimatik faktörler: Işık, sıcaklık, basınç, rüzgar, nem ve yağış vb…

2- Fizyografik faktörler: Enlem, boylam, yükselti, bakı, yeryüzü şekli vb…

3- Edafik faktörler: Toprak özellikleri.

4- Biyotik faktörler: Bitki, hayvan, insan, mikroorganizmalar.

Sözlükte doğal çevre ne anlama gelmektedir?

İnsan ile kültürün dışında kalan doğa ve tüm canlılar, bk. çevre. krş. toplumsal çevre, kültürel çevre.

Klor Nedir?

Klor nedir?

Halojenler sınıfından bir element. Kimyasal sembolü Cl’dir. Tabiatta halojenlerin en çok bulunanıdır. İlk defa 1774’te Scheele tarafından klorür asidinin piroluzit ile yükseltgenmesiyle elde edildi. O zaman klora, flogistonsuz tuz asidi adı verildi. 1810’da Davy tarafından, kimyevi bir element olduğu belirlendi ve sarı yeşil anlamına gelmek üzere klor diye adlandırıldı.

Özellikleri: Klor, sarı-yeşil renkli bir gazdır. Havadan 2,5 kat daha ağırdır. Klor gazı, solunum organlarını çok kötü şekilde yaralar. Bu sebeple, Birinci Dünya Savaşı sırasında öldürücü gaz olarak kullanılmıştır.

Atom numarası 17, atom ağırlığı 35,45’tir. Klor molekülü Cl 2 şeklinde olup, çok kararlıdır. Klorun kritik

sıcaklığı 143,5°C olduğundan kolayca sıvılaştırılabilir. Kaynama noktası -34°C, donma noktası -101°C’dir. Klor iki kararlı izotopun, 35Cl (% 75,5) ve 37Cl (% 24,5) karışımıdır.

Klorun elektron düzeni (Ne) 3s2 3p5 olup, diğer halojenler gibi elektron ilgisi çok yüksektir. Bileşiklerinde alabildiği değerlikler 1-, 1+, 4+, 5+, 6+ ve 7+’dır.

Oda sıcaklığında, atmosfer baskısı altında bir hacim suda 2,2 hacim Cl 2 çözünür. Sulu çözeltisi “klor suyu” adını alır. Sulu çözeltiden 8°C’de Cl 2 .6H 2 O bileşiminde, klor heksahidrat kristalleri ayrılır. Klor

suyu, serbest klorun renk ve kokusunu gösterir. Fakat sudaki klor, su ile hipoklorit (HClO) ve klorür asidi (HCl) verir.

Sıvı klor, kuru iken metallere etki etmediğinden çelik tüplerde saklanabilir. Elektriği de iletmez. Bulunuşu: Klor, tabiatta yalnız volkan gazlarında serbest halde, bunun dışında klorürler halinde bulunur. Deniz suyu büyük oranda Cl ihtiva eder. Mesela okyanus suyunda % 2 Cl vardır. Jeolojik

devirlerde denizlerin buharlaşmasıyla geriye NaCl MgCl 2 yatakları kalmıştır. Apatit, belirli miktarda klor

ihtiva eder.

Elde edilişi: Laboratuvarlarda klor, piroluzit ile klorür asidinden sıcakta elde edilir:

MnO 2 +4HCl ??› MnCl 4 +2H 2 O MnCl 4 ??› MnCl 2 +Cl 2

Klorür asidindeki klorürü, klora yükseltgemek için başka yükseltgenler de (KMnO 4 , K 2 Cr 2 O 7 gibi)

kullanılabilir. Teknikte klor elde etmek için hcl hava oksijeni ile yükseltgenir (katalizör mevcudiyetinde):

‹?

4HCl+O 2 ?› 2Cl 2 +2H 2 O

Bu reaksiyon, Deacon yöntemi adı altında bugün de kullanılmaktadır. 400-600°C arasında denge, ürünler lehinedir. Bundan başka sodyum hidroksit üretiminde anodda çıkan klor gazı da büyük bir ihtiyaca cevap verecek miktardadır.

Bileşikleri: Klorun en mühim anorganik bileşiği, sofra tuzu olan sodyum klorürdür. Bileşiklerinde daha ziyade 1- değerlikli olan klor, oksijenli bileşiklerinde pozitif değerlikler alır. Sodyum hipoklorit (NaClO)

Sodyum klorit (NaClO 2 ), sodyum klorat (NaClO 3 ) ve sodyum perkloratta (NaClO 4 ) sırasıyla klor 1+, 3+,

5+ ve 7+ değerliklerini almıştır.

Klorun en mühim organik bileşikleri, klorlu alkan ve alkenlerdir.Karbontetraklorür (CCl 4 ), kloroform

(CHCl 3 ), metilen klorür (CH 2 Cl 2 ), trikloretilen (CHCl=CCl 2 ) ve tetrakloretilen CCl 2 =CCl 2 en

önemlileridir. Bu belişekler solvent olarak ve kuru temizlemede çok kullanılır. Etilen diklorür, vinilklorür

(CH 2 =CHCl) üretiminde kullanılır. Vinilklorür ise plastik ve reçine üretiminde çok kullanılan bir

maddedir.

Kullanılışı: Klor, bakterilere öldürücü olarak etki eder. Bu sebepten suyun dezenfektasyonu için kullanılır. Keza ddt gibi haşere öldürücü ilaç imalatında, beyazlatıcı olarak kireç kaymağı yapımında kullanılır. Etilenoksid, etilenglikol gibi endüstriyel önemi haiz fakat klorlu olmayan bileşiklerin üretiminde, ayrıca reçine imalatında faydalanılan propilenglikol ve patlayıcı imalatında kullanılan gliserin üretiminde çok kullanılır.

Klorun biyolojik önemi: Kandaki iyon dengesini oluşturan anyonların yaklaşık üçte ikisi klorür anyonudur. Vücudun ihtiyaç duyduğu klorür yemek tuzu ile alınır. Klorun bir bölümü deride, derialtı dokularda ve iskelette depolanır. Terlemeyle artan klorür kaybı içilen tuzlu ayran ile en iyi biçimde telafi edilebilir. Klorürler hücre dışı sıvıların basıncının ayarlanmasında, elektriksel bakımdan nötr olmasında ve vücudun absit-baz dengesinin sağlanmasında rol oynar.

Sözlükte “klor” ne demek?

1. Halojenlerden, atom numarası 17, atom ağırlığı 35,5 olan, normal sıcaklıkta gaz durumunda bulunan bir element, simgesi cl.

Klor kelimesinin ingilizcesi

n. chlorine
Köken: Fransızca

Küt Nedir?

Sözlükte “küt” ne demek?

1. Kısa ve kalınca; sivri ve uzun olmayan.
2. Keskin olmayan.
3. Tahta gibi katı şeylere vurulduğunda çıkan sesi anlatır.

Cümle içinde kullanımı

Küt parmaklar.

Küt kelimesinin ingilizcesi

[Kut] n. vagina, pussy (Vulgar Slang)
adv. bump
interj. bang, thud, bump, plump, pop

Ada Nedir?

Ada nedir?

Her yönden suyla çevrili bir kara parçasıdır. Okyanus ve denizin etkisi her tarafta hissedilmeyecek kadar büyük kara kütleleri ada olarak kabul edilmezler. Avustralya gibi. Bunlara kıta denir. Ama küçük birer kıta sayılabilecek çok büyük adalar da vardır: Grönland (dünyanın en büyük adası, yüzölçümü 2.200.000 km2.), Yeni Gine (786.000 km2.) Borneo (734. 000 km2), Madagaskar (592.000 km2.). Yeryüzündeki adaların bütünü 10 milyon km2, kadardır.

ada

Okyanus, deniz, göl ve her çeşit akarsular içinde ada bulunabilir. Bir kara parçasının ada sayılabilmesi için etrafını çevreleyen denizin etkisinin karanın her yerinde görülmesi lazımdır. Avustralya’da denizin tesiri her tarafında görülmediği için ada sayılmamış ve kıta kabul edilmiştir. Sumatra, Borneo, Madagaskar, Grönland, Britanya, Japonya adaları başlıca büyük adalardır. Adaların toplam yüzölçümü 10 milyon kilometrekare ile Avrupa kıtasının yüzölçümüne yakındır.

Adalar tek adalar ve takım adalar olarak bulunurlar. Örneğin Kıbrıs tek adadır. Endonezya Devleti ise bir çok adadan meydana gelen bir takım adalar topluluğudur. Meydana gelişlerine göre adalar; kıtalardan ayrılan, mercan, volkanik ve alüvyon adaları olmak üzere dörde ayrılır.

Kıtadan ayrılan adalar

Jeolojik devirlerde kıtalardan koparak meydana gelen veya bazı kara parçalarının çökmesi ile yahut denizlerin yükselerek bazı kara parçalarını kaplamasıyla meydana gelmiş adalardır. Madagaskar adası, jeolojik ikinci zamanda Afrika’dan; Britanya, dördüncü zamanda Avrupa’dan ayrılmıştır. Ege adaları, Ege kıtasının parçalanıp çökmesiyle; Korsika ve Sardunya adaları, tiran kıtasının parçalanmasıyla meydana gelmiştir.

Mercan adaları

Okyanuslarda çok kalabalık sürüler halinde yaşayan poliplerin çıkardıkları kalkerlerin birikmesinden adalar meydana gelmiştir. Büyük okyanus ve Hint Okyanusunda bu tip adalara sık rastlanır. Marshall ve Carolin adaları mercan adalarıdır.

Volkanik adalar

Deniz veya göl dibindeki volkanların püskürttüğü lavlar neticesi meydana gelmişlerdir. Batı Akdeniz’deki Stromboli Adası ile Büyük Okyanustaki Hawaii Adaları volkanik adalardır.

Alüvyon adaları

Nehirlerin sürükleme kuvvetinin azaldığı ve dolayısıyla beraberindeki taş parçacıklarını taşıyamadığı yerlerde belirirler. Daha çok nehirlerin ağızlarına yakın kısımlarda meydana gelen bu adaların üstten görünüşü, suyun geldiği tarafı ince olan bir elips şeklindedir. Bunlardan bazılarında ziraat alanları ve yerleşme yerleri kurulabilmektedir. Bu adalardan bazılarının yüksekliği 10 metreyi bulabilir. Fakat ekseri alüvyon adaları zamanla sular altında kalırlar.

Mercek Nedir?

Mercek nedir?

Ortak bir eksene sahip iki kırıcı yüzey vasıtasiyle sınırlanmış, cam ve kuvartz gibi saydam maddelerden yapılan optik alet. Merceklerin en güzel örneği, gözümüzün yapısında bulunan göz billurudur. Göz billuru ince kenarlı bir mercektir. Gözlük camlarının tamamı da birer mercek teşkil eder. Mercekler tek başlarına kullanıldıkları gibi birkaç mercek birarada bir optik aleti de meydana getirebilir. Büyüteç, göz billuru ve gözlük camları tek başlarına kullanılan merceklere misaldir. Dürbünler, mikroskop, teleskop, sinema makinaları, fotoğraf makinaları, mercek sistemlerinin meydana getirdiği optik düzenlerdir.

Mercekler, incelenen cismin arzu edilen elverişli görüntüsünü verirler. Bu görüntü, istenilen duruma bağlı olarak cisimden daha büyük veya küçük, gerçek veya zahiri (görünen) olabilir.

Bir merceği sınırlayan yüzeylerin tepe noktalarını birleştiren doğru, merceğin asal eksenini (optik eksen) meydana getirir. Mercekler, ince kenarlı ve kalın kenarlı diye iki gruba ayrılır:

İnce kenarlı mercek: Ortası, kenarlarına nazaran kalın olan mercektir. Merceğe herhangi bir şekilde gelen ışını kırarak optik eksene yaklaştırdığı için bu merceklere yakınsak mercek adı verilir. Asal eksene paralel olarak gelen ışınları kırarak bir noktada toplarlar. Bu nokta merceğin odak noktasıdır. Aynı uzaklıkta ve ters tarafta ikinci bir odak noktası daha bulunur.

Bulunduğu ortama göre kırılma indisi n olan saydam maddeden yapılmış ve küresel yüzeylerinin

eğrilik yarıçapları r 1 ve r 2 olan bir merceğin odak uzaklığı f ile gösterilirse: bağıntısı mevcuttur. Cismin merceğe uzaklığı U, görüntünün merceğe uzaklığı U’ ile gösterilirse: U, U’, f arasında: bağıntısı da vardır.

Yarı çaplar, konvex (tümsek= dış bükey) yüzeyler için pozitif, konkav (çukur= içbükey) yüzeyler için negatif alınır. Şayet herhangi bir yüzey düzlemse yarıçapı sonsuz alınır. Odak uzaklığı, ince kenarlı merceklerde pozitif, kalın kenarlarda ise negatif olarak hesaplara dahil edilir. Cisim ve görüntüden gerçek olanların uzaklığı pozitif, zahiri (görünen) olanlarınki negatif alınır. İnce kenarlı merceklerde odak noktasından uzakta bulunan cisimlerin görüntüleri daima, gerçek ve terstir. Odak ile mercek arasındaki cisimlerin görüntüleri ise daima düz, zahiri ve cisimden büyüktür.

Kalın kenarlı mercek: Ortası kenarlarından daha ince olan merceklere denir. Merceğe herhangi bir şekilde gelen ışını, optik eksenden uzaklaştırdığı için kalın kenarlı merceklere ıraksak mercek adı verilir. Kalın kenarlı merceklerin meydana getirdiği görüntü daima düz, zahiri ve cisimden küçüktür. Bir merceğin odak uzaklığının metre cinsinden tersine o merceğin yakınsaması veya gücü denir.

Bu güç, kırıcılık gücüdür. Merceğin odak uzaklığı ne kadar küçükse gücü veya yakınsaması o kadar büyük olur.

Mercek Kusurları (Aberasyon):

Gerçek görüntünün, basit bir teorinin tahminlerinden olan farklılıklarına kusur veya aberasyon adı verilir. Işığın renklerine bağlı olarak merceğin kırılma indisinin değişmesinin sebep olduğu kusurlara kromatik aberasyon denir. Işık tek renkli (monokromatik) olduğu zaman bile monokromatik aberasyon vardır.

Renksemezlik (kromatik aberasyon): Merceğin odak uzaklığı, kırılma indisine bağlı olduğundan, mercek üzerine düşen beyaz ışığın yedi renkli ışınları, mor renkten kırmızı renge doğru mercekten gittikçe uzaklaşan noktalarda odaklanırlar. Böyle görüntüler teleskop, mikroskop ve benzeri sistemlerde inceleme güçlüğü ortaya çıkarır. Bu kusur akromatik merceklerle düzeltilir. Akromatik mercekler bitiştirilmiş bir ince kenarlı ve bir kalın kenarlı merceklerdir. Merceklerin bitiştirilen yüzlerinin eğrilik yarıçapları eşit olup, kalın kenarlı merceğin diğer yüzü düzdür. Birisi krown, diğeri flint camından yapılır.

Küresellik kusuru (Küresel aberasyon): Yaklaştırıcı merceklerin kenarları orta kısımlarına nazaran daha büyük değerde yaklaştırma gücüne sahiptir. Bu sebepten mercek üzerine düşen ışınlardan kenarlarda kırılanlar, ortada kırılanlara nazaran merceğe daha yakın noktalarda odaklanırlar. Bu durumda ekran üzerine alınan görüntü netleştirilemez. Bu kusurun düzeltilmesi için birkaç yol uygulanır. En ekonomik olanları merceğin ince kısımlarını diyaframla kapatmak veya kırılma indisleri farklı incekanarlı ve kalınkenarlı mercekleri bitiştirerek kullanmaktır. Bu mercekler flint ve krown camından yapılırlar.

Astigmatlık: Bir mercek karşısında ebatları büyük bir cisim bulunursa, bunun optik eksenden uzak noktaları mercek yüzeyine eğik ışınlar göndereceğinden, görüntü kenarlarının netliği bozulur. Bu kusur bir tek mercekte düzeltilemez, ancak mercek sistemlerinde, mesela fotoğraf makinası veya sinema makinasında düzeltilir.

Bunun yanında koma, alan eğriliği ve distorsiyon gibi mercek kusurları da mevcuttur. Mercek Tipleri

Mikroskop objektifleri: Bu tip mercekler küçük cisimleri büyütmek gayesiyle kullanılır. Odak uzaklıkları genellikle 2 ila 4,8 mm arasında değişir. Büyütme kapasitesi 1000 ila 5000 arasındadır. Teleskop objektifleri: Teleskop objektifleri uzak mesafedeki cisimleri incelemek gayesiyle kullanılır. Bu mercekler büyük çaplara ve odak uzaklıklarına sahiptir. Teleskop merceklerinde kürevi, koma, kromatik kusurlar düzeltilebilir. Fakat astigmatik ve alan eğriliği genellikle düzeltilemez. Burada mercekler büyük olduğundan 50 cm veya daha fazla kromatik kusur ortaya çıkar, bunu da düzeltmek imkansızdır.

Periskop: Genellikle denizaltında kullanılan türü en çok bilinenidir. Fakat diğer endüstri dallarında da kullanılır.

Kamera objektifleri: Genellikle fotoğraf makinalarında ve televizyon kameralarında kullanılır. Cisimlerin görüntülerini bir film üzerine düşürmeye yararlar.

Gözlükler: Göz kusurlarını gidermek için kullanılan mercek türleridir.

Aydınlatma mercekleri: Genellikle ışığı toplamak ve odaklamak gayesiyle kullanılır. Projektörlerde ve mikroskopların aydınlatılmasında bu tür mercekler kullanılır.

Sözlükte “mercek” ne demek?

1. İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran, camdan ya da ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim, lens.

Mercek kelimesinin ingilizcesi

n. lens, condensing lens, condenser, object lens, glass, bull’s eye, objective

Protein Nedir?

Protein nedir?

Albüminli madde; organizmanın en önemli yapı taşı. Amino asitlerin birleşmesinden meydana gelmiş karmaşık yapılı organik moleküllerdir. Kelime olarak “en önemli” manasına gelen protein, gerçekten de canlının en önemli maddesini teşkil eder. Bütün canlıların hücreleri protein ihtiva eder. Proteinler hücre stoplazmasında çözünmüş halde bulunur. Kas, karaciğer gibi organ ve dokuların % 80-90’ı proteindir. Kemik sistemi ve yağ dokusunda ise protein daha azdır.

Proteinler insan vücudunda; büyüme, gelişme, açılan yaraların tamir edilmesi, çeşitli maddelerin sindirim ve sentezi, enfeksiyonlara karşı koyma, sıvı dengesinin sağlanması, zeka gelişmesi, azot dengesinin sağlanması gibi temel hayati unsurlarda mutlaka gereklidir. Ayrıca protein, kan serumundaki katı maddelerin en önemli kısmını oluşturur. Bunlardan fibrinojen, kanın pıhtılaşmasında; albümin ve diğerleri hücre içi ve dışı sıvı-tuz dengesinde görevliyken çok çeşitli bir takım proteinler de kan içinde bazı maddelerin bir yerden başka bir yere taşınmasını sağlar. Vücudun adalelerinin kasılmasını ve böylece hareketini sağlayan proteinler, organizmanın diğer canlılardan farklılığını da belirlerler. Her organizma ve organın kendine has proteini vardır.

Proteinlerin yapısı

Proteinin kimyasal yapısı incelendiğinde % 50 kadarının karbondan; diğer kısmının ise oksijen, azot, hidrojen ve kükürtten meydana geldiği görülür. Proteinler büyük moleküllü bileşiklerdir. Bu büyük molekülü, amino asit denen temel organik bileşikler oluşturur.

Amino asitlerin sayısı pekçoktur, ama 21 çeşiti insan proteininin yapısını meydana getirir. Amino asitlerde tipik olarak bir Karboksil grubu(COOH) bir de Amino grubu (NH2) vardır.

Bir amino asit yapısı, genel olarak RCH (NH 2 ) COOH formülü ile tanımlanır. r harfi değişken grubu simgeler.

Amino asitler birbirlerine NH2 ve COOH grupları arasında kurulan ve adına Peptid bağı denen özel bir bağ ile bağlanırlar. Değişik sayıda ve sırada bir araya gelen amino asitler çok çeşitli proteinler oluşturur.

Amino asitler, insan vücudunda sentez edilip edilmemesine göre ikiye ayrılır:

1. Esansiyel (Eksojen) amino asitler: Vücutta yapılamadıklarından dışarıdan hazır alınması gerekir. Bu amino asitler; Triptofan, Treonin, Fenil Alanin, Metionin, Lizin, Lösin, İzolösin ve Valindir. Çocuklarda, Histidin de sentez edilmediğinden bu listeye dahil olur.

2. Esansiyel olmayan amino asitler: Vücutta temel organik maddelerden yapılabilen amino asitlerdir. İnsanoğlu protein ihtiyacını hayvani ve nebati (bitkisel) gıdalardan temin eder. Farklı besin kaynaklarının hem asit miktarı hem de bu proteinin içindeki esansiyel amino asit miktarı farklıdır. Hayvani gıdalar daha fazla proteinliyken meyve ve sebzeler protein bakımından fakirdirler. Baklagillerin protein bakımından zenginliğiyse dikkat çekicidir.

Yetişkin bir insanın, günde kilosu başına 1 gram proteine ihtiyacı vardır. Fakat büyüme ve gelişmesi çok hızlı olduğundan, ilk aylarını yaşayan bir çocukta bu miktar 3 grama kadar çıkar.

Ateşli hastalık, kansızlık, ameliyat, yaralanma, ishal, tiroid bezinin fazla çalışması, barsak parazitleri, gebelik, emziklilik gibi durumlarda da protein ihtiyacı normalin üzerine çıkar.

Vücudun proteinden faydalanma derecesi proteinin yapısı ile ilgilidir. Vücutta rahatça sindirilen, lüzumlu diğer proteinlere çevrilebilen proteinler kaliteli protein’dir. Kayıp vermeden kullanılabilen ve dışardan alınması şart olan bütün amino asitleri ihtiva eden proteine örnek protein denir. Anne sütü, bebekler için örnek proteini ihtiva eder. Diğer bir örnek protein yumurta sarısıdır. Diğer yiyeceklerde vücutta yapılamayan bütün amino asitler bulunmadığından çeşitli yiyecekler yemekte fayda vardır. Proteinlerden faydalanmak için yiyeceklerin seçimi ve hazırlanması çok önemlidir. Mesela 70 kilo gelen bir kimse, bir günlük protein ihtiyacını 350 gr etten veya 900 gram ekmekten sağlayabilir. Fakat önemli olan vücut için gerekli proteini almanın yanısıra dışardan alınması şart olan amino asitleri de yeteri kadar almaktır. Bu sebeple hayvani ve nebati (bitkisel) kaynaklar arasında bir denge kurulmalıdır. Alınan proteinin % 20’si hayvani proteinlerden, kalanı da nebati kaynaklardan sağlanırsa bu denge tesis edilmiş olur. Proteinlerin sindirimi midede başlar. Amino asitleri birbirine bağlayan peptid bağlarının açılması peptidaz denen mide ve barsak enzimleriyle olur. Midede pepsinojen olarak salgılanan enzim aktif hale gelince pepsin adını alır ve protein zincirlerini bölerek daha kısa zincirler oluşturur. Bu hadise barsaklarda pankreas bezinden salgılanan tripsin ve kimotripsin enzimleriyle devam eder ve proteinlerin sindirimi tamamlanır.

Proteinli yiyeceklerin pişirilmesi de, proteinden faydalanmayı etkiler. Bazı vitaminlerin ve yağsız diyetin proteinden faydalanmayı azalttığı söylenmektedir. Yağda kızartmalarda, yanıncaya kadar olan pişirmelerde protein kaybı olur. Mesela 150°C ve yukarılarda kayıp daha fazladır.

Bazı yiyecekler bekletilince (süt tozu gibi) zamanla protein değerlerinden kaybederler. Sıcak bir yerde saklanıyorlarsa bu kayıp daha fazladır.

Mayalanmış yiyeceklerde amino asitler serbest duruma geçtiğinden proteinden faydalanma artar. Mesela, ekmek hazırlanırken mayalandığı için protein bakımından faydalı hale gelmiştir.

Proteinlerden yeterince yararlanmak için enerji verici gıdalardan (karbonhidratlı, yağlı gıdalar) yeteri kadar alınmalıdır. Aksi halde protein vücutta enerji için kullanılır ve asıl vazifelerini göremez.

Protein vücutta pek depo edilemez. Bu sebeple alınmadığı takdirde özellikle çocuklarda eksiklik belirtileri ortaya çıkar.

Önce vücutta azot dengesi bozulur. Vücut kaybettiği azotu yerine koyamaz. Çünkü vücudun asıl azot kaynağı proteinlerdir. Daha sonra gözle görülür belirtiler başlar. Kişinin zihni yoğunlaşma yeteneği kaybolur. Protein eksikliği olan kimsede neşesizlik, mizac değişiklikleri, çabuk yorulma gibi belirtiler olur. Kan proteinlerinin miktarı düşer. Daha sonraki dönemlerde ise belirgin kansızlık, hastalıklara eğilim, kan şekeri azalması, kan basıncı düşmesi, göz bozuklukları, diş etleri rahatsızlıkları gibi durumlar görülür.

Sözlükte “protein” ne demek?

1. Canlı gözelerin ana maddesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon öğeleri bulunan amino asit bileşiminden oluşmuş karmaşık yapılı doğal madde.

Cümle içinde kullanımı

Hayvani protein alamayan yerlerde, bu yol ile fakir fukaraya et yedirebilmek imkanı hazırlanmıştır.
– B. Felek

Protein kelimesinin ingilizcesi

n. protein, essential organic compound composed of 20 or more amino acids joined by peptide bonds
n. protein
Köken: Fransızca

Dido Nedir?

Dido nedir?

Dido, Kazım koyuncu'nun çok sevilen bir şarkısının adıdır. Birçok sanatçı tarafından seslendirilmiştir.

Sözlükte Dido; “tuhaflık, muziplik” anlamına gelmektedir.

Dido Lazca da ise “yaslı anne baba” anlamına gelmektedir.

Ayrıca dido Kartaca kraliçesi, troya'lı kahraman aineias'ın sevgilisinin adıdır.

Kitre Nedir?

Sözlükte “kitre” ne demek?

1. Gevenden çıkarılan bir tür zamk, kestere.

Kitre kelimesinin ingilizcesi

gum tragacanth

Müşteki Nedir?

Müşteki nedir?

Müşteki; eskimiş Yakınan, sızlanan, şikayetçi anlamına gelmektedir.

Ayrıca Müşteki kelimesi sıkça kullanılan hukuk terimlerinden biridir. Müşteki, suçtan zarar gören, mağdur, şikayetçidir. Müşteki vekili ise bildiğimiz avukattır.

Herhangi bir kişi hakkında cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusu dilekçesi ile şikayetçi olduğunuzda Cumhuriyet Başsavcılığında ki sıfatınız Müşteki'dir.Bir müşteki aynı zamanda şüpheli yani müşteki şüpheli ve müşteki sanıkta olabilir.Bir kavga esnasında hem hem yaralanmanız nedeniyle şikayetçi olabilir yani müşteki olabilirsiniz aynı kavgada sizinde diğer şahıslara karşı işlemiş olduğunuz suç teşkil eden bir eylem olursa Cumhuriyet Başsavcılığında müşteki şüpheli sıfatını almış ceza yargılamasında ise müşteki sanık sıfatını almış olursunuz.

Mağdur ile Müşteki'nin Hakları

Madde 234 – Mağdur ile müşteki'nin hakları şunlardır:

Soruşturma evresinde:

1- Delillerin toplanmasını isteme.

2- Soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği isteme.

3- Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme.

4- 153'üncü Maddeye uygun olmak koşuluyla vekili aracılığı ile soruşturma belgelerini ve elkonulan ve muhafazaya alınan eşyayı inceletme.

5- Cumhuriyet savcısının, kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki kararına kanunda yazılı usule göre itiraz hakkını kullanma.

Kovuşturma evresinde:

1- Duruşmadan haberdar edilme.

2- Kamu davasına katılma.

3- Tutanak ve belgelerden vekili aracılığı ile örnek isteme.

4- Tanıkların davetini isteme.

5- Vekili bulunmaması halinde, cinsel saldırı suçu ile alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, baro tarafından kendisine avukat görevlendirilmesini isteme.

6- Davaya katılmış olma koşuluyla davayı sonuçlandıran kararlara karşı kanun yollarına başvurma.

Dübür Nedir?

Dübür nedir?

Latincesi rektum olan dübür, kalın bağırsağın anüsle sonlanan düz kısmı olarak bilinmektedir. Dübür, mak’ad anlamınada gelmektedir. argo söylemde; Kıç olarakta tabir ediliyor. Malum bölgeden bir hastalığa yakaldığınızda doktorunuza görgü ve ahlak kurallarından ötürü kıç denilemeyeceği için genelde dübür yada mak'ad kelimeleri kullanılır.

Fotoğrafçılık Nedir?

Sözlükte “fotoğrafçılık” ne demek?

1. Fotoğraf çekme yöntemi.
2. Fotoğrafçının mesleği.

Fotoğrafçılık kelimesinin ingilizcesi

n. photography

Polip Nedir?

Polip nedir?

Sindirim sistemi, solunum sistemi, kadın üreme sistemi, yüzey epitelinden menşeli olan iyi huylu tümörler. Bunlar her zaman hakiki tümör özelliğinde değildirler. İltihabi, allerjik hadiseler veya uzun süreli tahriş sonucunda ortaya çıkabilirler. Dış görünüş olarak saplı veya sapsız birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar büyüklükte (çapta) olabilen şişliklerdir. En sık, burun, gırtlak mide, kalın barsak, rahim içi ve rahim boynunda görülürler. Birden çok olmalarına polipozis denir.

Burun polipleri, hakiki tümörler olmayıp, iltihabi ve allerjik hadiseler neticesinde teşekkül ederler. Üzerleri solunum sistemi epiteliyle örtülüdür. Ebatları ufaktır. Gırtlak polipleri, düğün, yuvarlak, saplı veya sapsız, bir santimetre çapından küçük poliplerdir. Umumiyetle üzerleri ülserleşmiştir. Gırtlak polipleri sesini çok kullananlarda daha sık görülür. Bunun tedavisi polibin cerrahi olarak tabanıyla birlikte çıkarılmasıdır.

Sindirim sistemi polipleri genellikle normal mukoza yapısındadır. Çok sayıda olmaları ve sapsız olmaları tehlike işaretidir. Mide polipleri, daha çok ince barsak mukozası ile örtülüdür. Genellikle birden fazladırlar ve mide kanseriyle birlikte olmaları sıktır. Kalın barsak polipleri, daha ziyade ailevidir, çok sayıda ve sapsız olmaları ile tanınırlar. Ailevi polipozis denilen ve kalın barsağın poliplerle kaplı olduğu hastalıkta, kalın barsak kanseri gelişme şansı çok yüksektir. Bu poliplerin beraberinde başka sistemlerin tümörleri de olabilir.

Bir santimetreden daha büyük sindirim sistemi polipleri cerrahi olarak çıkartılmalıdır. Ailevi, polipoziste kanserleşme oranı çok yüksek olduğu için, kalın barsağın hepsi çıkarılır ve ince barsak, karın duvarına ağızlaştırılır. Gerek üst sindirim sistemine ait gerekse kalın barsaklara ait bir veya birkaç polip (bilhassa sapsız olanları) batın ameliyatı yapılmaksızın endoskopi cihazlarıyla içerden yapılan müdahaleler vasıtasıyla alınabilir. (Endoskopik polipektomi). Bu gibi durumlarda polipektomiyi takiben belli periyodlar ile endoskopik kontroller yapılır.

Rahim içi ve rahim boynu polipleri daha büyük çaplarda olabilir. Üzerleri tahriş sonucunda ülserleşir ve iltihabi hadiseler gelişir. Akıntılar ve adetler arası kanamalara yol açar. Rahim içindekiler kazınarak (kürtaj ile), rahim boyundakiler ise cerrahi olarak sapından kesilmek suretiyle çıkarılır.

Sözlükte “polip” ne demek?

1. Selenterelerden, toplu ya da tek başına yaşayabilen basit yapılı hayvan.
2. Mukoza ile kaplı boşluklar içinde gelişen, yumuşak, telsel, genellikle saplı ve armut biçiminde ur.

Polip kelimesinin ingilizcesi

n. polyp, polype, polypus, hydra
Köken: Fransızca

Nst Nedir?

Nst nedir?

Kadınların erkeklerden daha çok duyduğu ve bildiği bir terim olan Nst, “Non stress test” kelimelerinin baş harflerinden oluşmaktadır. Gebelik son evrelerinde doktorlar tarafından Anne adaylarına uygulanan bir test olan Nst tanım olarakta; Kardiyotokografi adı verilen bir cihaza bağlı iki prob (yaklaşık 8-10 cm çapında yuvarlak plaka tarzında yapılar) annenin karnına bir kemerle bağlanır. Bu problardan biri bebeğin kalp atışlarını algılar. Diğeri de rahim kasılmalarını ve bunların şiddetini algılar. Bu cihazla bebeğin kalp atışlarının seyrini, bebek hareketleriyle ve varsa kasılmalarla olan ilişkisini temel alarak bebeğin iyilik halini değerlendiren bir testtir Nst… Genelde 20 dakika boyunca tüm veriler özel bir kağıt üzerine kaydedilir.

Nst testi boyunca hangi bilgiler kağıt üzerine kaydedilir?

1- Bebek kalp atım hızı,

2- Rahim kasılmaları olup olmadığını ve varsa şiddeti,

3- Bebek hareketlerinin sıklığını ve bebek hareketleri ile kalp atım hızındaki değişiklikler saptanarak kağıt üzerine kaydedilir.

Nst testi kimlere yapılmalıdır?

1- Gebenin tansiyon, şeker, romatolojik hastalık gibi sistemik hastalığı varsa,

2- Bebeğin hareketlerinde azalma varsa,

3- Gebelik tansiyonu veya gebelik şekeri varsa,

4- Bebek gebelik haftasına göre küçük veya gelişmesi yavaş gidiyorsa,

5- Bebeğin suyunda azalma varsa,

6- Önceki gebeliğinde bebek kaybı hikayesi varsa,

7- 40. gebelik haftasından sonra bütün gebelere yapılmadır.

Nst testi ne kadar sürer?

İşlem 20 dakika sürelidir. Bebeğin uyuma döngülerine göre 40 dakika ve daha uzun süreli uygulanabilir.

Nst testinin bebeğe ya da anneye bir zararı olabilir mi?

Testin bebeğe ya da anneye herhangi bir zararı yoktur.

Nst test sonuçları nasıl yorumlanmaktadır?

NST’de kalp atımındaki artışlar gebelik haftasına gore yorumlanır. 32. gebelik haftasının üzerinde NST’de en az 15 saniye, en fazla 2 dakika süreyle kalp atımının ortalama hızın 15 atım üzerine çıkarak ortalama hıza geri döndüğü en az 2 artış normal NST tetkiki olarak değerlendirilir. 32. gebelik haftasından once ise NST’de 10 saniye süreyle kalp atımının ortalama hızın 10 atım üzerine çıkarak ortalama hıza geri döndüğü en az 2 adet artış normal NST tetkiki olarak değerlendirilir.

Dış Bağlantılar

Nst test sonuçlarının kağıda dökülmüş örneği

Ferforje Nedir?

Ferforje nedir?

Ferforje bir sanat olarak tanımlanmaktadır. Ferforje, FransızcaFer forgé” kelimesinden gelmektedir ve Fransızca'da “dövme demir” anlamına gelmektedir. Günümüzde Ferforje demirleri artık modern makinlarda standart model ve motifler belirlenerek fabrikalarda üretilmekte ve kullanıcıların hizmetine sunulmaktadır.

Ferforje, demir'in dövülerek işlenmiş süslü demirler ortaya çıkarma işine denilmektedir.

Ferforje nerelerde kullanılır?

Bahçe Korkulukları, Pencere Korkulukları, Balkon Korkulukları, Merdiven Korkulukları çeşitli süs eşyaları, Banklar, sandalyeler, masalar ve kapılarda kullanılabilmektedir.

Ferforje ürünlerinin avantajları nelerdir?

1- Zerafetlidir.

2- Güvenliklidir.

3- Dayanıklılıdır.

4- Bakımı kolaydır.

5- Uzun ömürlüdür.

6- Çevreye saygılıdır.

Ferforje örnekleri

Pencere ferforje örneği

Merdiven ferforje örneği

Merdiven ferforje örneği 2

Bahçe kapısı ferforje örneği

Bahçe kapısı ferforje örneği 2

Sözlükte ferforje ne anlama gelmektedir?

Kapılara, pencerelere veya evlerin iç bölümlerine süsleme amacıyla yapılıp takılan dövme demir.

Yangın Nedir?

Yangın nedir?

Bir evin, bir mahallenin, bir köyün, bir ormanın veya büyük bir şeyin tutuşarak yanması. İnsanların başına gelen, deprem, su baskını, toprak kayması gibi elde olmayan sebeplere karşılık, yangınların çoğu, dikkatsizlik, tedbirsizlik ve ihmalden ileri gelmektedir.

Ateş bulunduğu tarihten itibaren insanlara birçok faydası olmuş, fakat kontrol edilememesi veya dikkatsizlik sonucu büyük yangın kazalarına sebep olmuş olan bir maddedir.

Büyük maddi ve manevi zararlara sebep olan yangın başlangıcının sebepleri pekçoktur. Son senelerdeki yangınların sebeplerinin başında, elektrik kontağı, tüpgaz, sigara, soba, baca ve patlayıcı maddeler gelmektedir. Tüpgazların dikkatsiz kullanılması yüzünden çıkan yangın ve patlamalar pekçok kimsenin ölümüne sebep olmaktadır. Daha çok yaz aylarında çıkan orman yangınları da ormanlarımızın azalmasına ve tabiat güzelliklerimizin yok olmasına sebep olmaktadır. Son on yılda meydana gelen yangınlarda yüzlerce insan ölmüş, trilyonlarca maddi zarar tespit edilmiştir (1994).

Yangın güvenlik tedbirleri

1. Aktif yangın güvenlik tedbirleri: Portatif söndürücüler, bina içi ve dışı yangın suyu devreleri, otomatik yangın söndürme sistemleri, infilak söndürme sistemleri.

2. Pasif yangın güvenlik tedbirleri: Yangın alarm ve erken uyarı sistemleri, yapı ile ilgili tedbirler, bina tehlike ve kaçış imkanlarının planlanması, tutuşabilirliği kontrol etme, kullanıcı davranışları sınırlama. Yangından korunma çareleri:

Dikkatli ve tedbirli olmakla yangından korunmak, büyük ölçüde insanların elindedir. Bunun için alınacak tedbirlerin bazıları şunlardır:

1. Rastgele yerlere, sönmemiş sigara ve kibrit atmamalı ve sönmemiş bir şeyi kendi haline bırakmamalıdır. Bilhassa, gece yatarken ve evi terk ederken soba, küllük, mangal, ocak ve lambaları kontrol edip söndürmelidir.

2. Pirize sokulmuş olan fırın, ütü, ocak, su ısıtıcısı gibi şeyleri kontrol edip fişleri çekilmelidir.

3. Bilhassa çocukların, kibrit, çakmak, soba, ütü, havagazı, tüp gibi tutuşturucu şeylerle oynamasına müsaade edilmemeli, evde çocukları yalnız bırakmamaya çalışmalıdır. 4. Bacaları ve soba borularını sık sık temizlemelidir.

5. Yanan ocak ve soba gibi şeylerin yakınına parlayıcı ve yanıcı eşyalar koymamalıdır.

6. Fırın, baca, elektrik ocağı, kalorifer kazanı gibi araçları, bunlardan iyi anlayan kimselere tamir ettirmelidir.

7. Elektrik sigortaları, hat ve prizlerindeki arızaları ihmal etmeden tamir ettirmelidir.

8. Tüpgaz ve doğal gaz kullanırken sızıntı olmamasına çok dikkat etmeli, kaçakların yanına katiyen ateşle yaklaşılmamalıdır. Tüpün başındaki kısım, sabun köpüğü ile kontrol edilmeden kullanılmamalıdır. (Bkz. Doğal Gaz)

9. Gaz sobalarına yakıt ikmali yaparken sobamızı tamamen söndürüp, iyice soğumasını beklemeliyiz. Yangın söndürme:

Çıkan yangınları söndürmek için büyük yerleşim yerlerine itfaiye teşkilatları kurulmuştur (Bkz. İtfaiye). Ayrıca, resmi daireler, büyük işletmeler, taşıtlar kendi imkanları ile yangın söndürme tedbirleri alırlar. Yeni başlamış olan yangını söndürmek daha kolaydır. Bunun için, korkuya, telaş ve heyecana kapılmadan müdahale etmek lazımdır. Bununla birlikte hemen çevreye ve ilgililere haber vermelidir. Önce çocuklar ve ihtiyarlar yangından uzaklaştırılıp zaman kaybetmeden ateşin hava ile teması önlenmelidir.

Küçük yangınları söndürmek için özel olarak hazırlanmış, içinde sodalı ve karbonatlı su olan yangın söndürme cihazları kullanılır. Taşıtlardaki yangın söndürücüler köpük saçarak ateşi söndürürler. Su, her zaman ateşi söndürmez. Hele, petrol mamullerinin tutuşmasına karşı, su kullanmak daha tehlikelidir. Böyle bir yangının üzeri hemen örtülüp, hava alması önlenmelidir. Yangında, kapı ve pencereleri açarak, yangın yerinde hava akımını hızlandırmak doğru değildir. Şunu hiç unutmamalıdır ki, havasız kalan ateş hemen söner.

Ateş söndürülürken, çevresinde bulunan yanıcı ve parlayıcı eşyalar oradan uzaklaştırılmalıdır. Yangın, elektrik kontağından çıkmışsa hemen sigortayı gevşetmeli, tüpgazdan çıktı ise, düğmesini kapatmaya çalışmalıdır. Yangın mahallinde bulunan tüpgaz, buradan uzaklaştırılacak eşyaların başında gelir. Onbinlerce görevlinin çalışmakta olduğu New York, Londra ve Tokyo itfaiyeleri dünyanın en büyük itfaiye teşkilatlarıdır. Eski devirlerde, yangın söndürme ve haberleşme araçları gelişmemiş olduğu için, yangınlar daha geniş alanlara yayılırdı. Dolayısıyle maddi ve manevi birçok zararları olurdu. Son senelerde bu teşkilatların gelişmesiyle, çıkan yangın adedi artmasına rağmen söndürme çalışmaları daha başarılı olmaktadır.

Büyük şehirlerde çıkan yangınlar, eskiden çok geniş bir alana yayılırdı. Mesela İstanbul, 24 Temmuz 1660 Cumartesi günü tarihinin en büyük yangın felaketine uğradı. Öyle ki 49 saat içinde şehrin üçte biri kül oldu. Yangın Unkapanı semtinde başlayarak, Topkapı Sarayı yönüne, Aksaray’dan surlara doğru ve Fatih semtine yayıldı. Deniz kenarındaki surların tepesinden aşarak, Marmara kıyılarında bulunanların üzerine kıvılcımlar sıçradı. En az 4000 kişinin öldüğü bu yangında 80.000 ev kül oldu. Yangında su yolları kapandı ve fırınlar çalışmadığı için, halkın büyük bir kısmı aç ve susuz kaldı. Sultan Dördüncü Mehmed Hanın büyük gayretleri ve yardımlarıyla iki ay içinde Anadolu’dan getirilen ustalarla yanan binaların yerlerine yenileri yaptırıldı. Bu yangında 360 cami ve mescit, 40 hamam, 100 han ve kervansaray, 100 depo, yüzlerce konak, okul, medrese, tekke yanmıştı.

5 Eylül 1693’te AyazmaKapısında çıkan yangında; 18 cami, 19 mescit, 17 ilkokul, 10 medrese ve tekke, 11 hamam, 12 fırın, 2517 ev, 1146 dükkan birçok han ve depo yandı.

7 Temmuz 1795 gecesi çıkan yangında İstanbul’un mal depoları büyük ticarethaneleri yandı. Uğranılan zarar tahmini olarak o zamanki Osmanlı Devletinin iki yıllık geliri kadardı.

1908, 1911, Mart ve 13 Haziran 1918’de çıkan dört yangın Sultanselim, Fatih, Halıcılarda büyük zararlara sebep oldu. Harp içinde olan devlet bunların yerine hemen yenisini yaptıramadığından uzun yıllar yanık yerler öyle kaldı.

Dünya çapında önemli yangınlar ise; 1871’de ABD’nin Wisconsin Eyaleti Peshtigo şehrinde 1152 kişinin ölümüne sebep olan yangın ve yine ABD’de 1906’da San Fransisco’da çıkan yangında 28.000 bina yanmış, 350 milyon dolarlık maddi hasar meydana gelmişti.

Sözlükte “yangın” ne demek?

1. Zarara yol açan büyük ateş: ülkemizde hala orman yangınları yaşanmakta ; tutkun, aşık.
2. (hastalıkta) ateş.
3. Coşkunluk.

Cümle içinde kullanımı

Haydi ben kumar yangınıyım, fakat senin vaziyetin benimkinden daha vahim.
– M. Yesari

Yangın kelimesinin ingilizcesi

n. blaze, fire

Form Nedir?

Sözlükte “form” ne demek?

1. Biçim, şekil; istenen şeylerin yazılması, doldurulması için hazırlanmış basılı belge.
2. Bir insan ya da hayvanın fiziksel durumu, dış görünümü.
3. Bir insan ya da hayvanın fiziksel ve ruhsal yönden durumu.

Fasık Nedir?

Fasık nedir?

Allah'ın emir ve yasaklarına riayet etmeyen, haram işleyene, günah işlediği bilinene, açıktan günah işleyene hidayet ve mağfiretten çıkan kişilere fasık denir.

Fasık tütleri nelerdir?

1- kafir fasık

2- Facir fasık

Fasık hakkındaki hadis-i şerifler nelerdir?

Fasık övülünce, Rabbimiz gadaba gelir. (Beyheki)

Dinin afeti üçtür: Fasık alim, zalim idareci, cahil sofu. (Deylemi)

Fasığı aşikare olan fasıka lanet olsun. (Deylemi)

Fasık meclisi nedir?

Kadın, erkek beraberce oyun oynamak, içki içmek veya başka günahları işlemek için birlikte olunan yere fasık meclisi deniyor.

Keratin Nedir?

Sözlükte “keratin” ne demek?

1. Tırnak, boynuz, kıl gibi üstderi ürünü olan yapıları oluşturan proteinli madde.

Keratin kelimesinin ingilizcesi

n. (Biology) protein substance which is found in horn (also in nails, hair, hoofs, etc.)
n. keratin, protein substance which is found in horn (also in nails, hair, hoofs, etc.) (Biology)
n. keratin
Köken: Fransızca

Fidye Nedir?

Sözlükte “fidye” ne demek?

1. Tutsak ya da rehin olan kişinin kurtulması için istenen para ya da şey, kurtulmalık.

Fidye kelimesinin ingilizcesi

n. ransom
Köken: Arapça

Fidye ne demek? (Ekonomi)

(Ransom) Eskiden bir geminin düşman ülkelerin veya deniz haydutlarının eline geçmesi durumunda, gemiyi, yükü, insanları kurtarmak için verilen para veya değerli şeylere denirdi. Bugün, teröristlerin kaçırdıkları bir kimseyi serbest bırakma karşılığında istedikleri para için kullanılıyor. Buna "kurtarma parası" da denebilir.

Feminen Nedir?

Feminen nedir?

Feminen sözlük anlamı olarak kadınsı demektir. Genellikle Kadınsı Erkek'ler için kullanılan bir terimdir. Eski dilde “hünsa” da denilmektedir.

Kadını andıran, kadına benzeyen, kadın gibi, kadınımsı anlamlarındada kullanılmaktadır.

Periskop Nedir?

Periskop nedir?

Deniz ve kara savaşlarında, harekatı kolaylaştırmak maksadıyla kullanılan, emniyetli mesafelerden hedefi görünmeden incelemeye yarayan optik bir alet. Teknisyenler, nükleer araştırmaları da tehlikeli bölgeye yaklaşmadan periskopla gözler. Periskopun en çok kullanıldığı saha denizaltılardır.

Periskopta iki yansıtıcı ayna veya prizma bulunur. Birinci ayna hedeften gelen ışıkları doksan derece kırarak aşağı doğru yansıtır. İkincisiyse bu gelen ışıkları tekrar doksan derece kırarak yatay yönde göze iletir. Periskopun bu özelliği teleskop yapı ile güçlendirilir. Periskop, mercekler yardımı ile hedefi yaklaştırma, büyütme özelliği kazanır.

Periskop, prensip olarak ters ve doğru yerleştirilmiş iki dürbünün bir tüp içine yerleştirilmesinden ibarettir. Ters dürbünde cisimler olduğundan daha küçük görülmesine rağmen görüş açısı çok büyüktür. Ters dürbünle genişletilmiş görüş sahası doğru dürbünle tekrar büyütülüp yaklaştırılarak gözlenir. Bu duruma göre görüntüyü büyütmek için üst (ters) dürbün görüntüsünün küçültülmesi; alt (doğru) dürbün görüntüsünün ise büyütülmesi gerekir. Bu işlemler periskop kafasına monte edilmiş kolların elle döndürülmesiyle yapılır.

Periskopta görüntüye ve kullanıma tesir eden birçok husus vardır. Fiziki olarak periskopun ince ve uzun olması istenir. Periskop boyunu uzatmak için ara mercek düzenleri ilave edilir. Boy uzayıp çap daraldıkça ışık kaybı artar. Görüntü büyütme ve görüş açısı mercek çaplarına bağlıdır.

Periskopla yalnız cisimlerin şekli incelenmekle kalmaz, ayrıca hedef, mesafe ve açı göstergeleri

ilavesiyle hedefle ilgili daha geniş bilgi de toplanır. İleri periskoplarda fotoğraf makinaları, ekran görüntüleme, hafıza sistemleri de mevcuttur. Bütün bu parçalar basit bir silindirik tüp boru içerisine monte edilmiştir. Boru çapı küçüldükçe görüş açısı küçülür.

Periskop Birinci Dünya Savaşında kullanılmaya başlanmıştır. Önceleri siperlerden gözükmeden hedefin incelenmesi maksadı ile yapılan periskoplar, daha sonraları tanklara, büyük kara ve gemi toplarına, denizaltılara da monte edilmiştir. fiber optiğin gelişmesiyle çok ince çaplı ve uzun periskoplar yapılmıştır. Fiber optik periskoplar insan vücudunun çeşitli yerlerine sondaj yapılarak incelenmesini mümkün kılmaktadır.

Denizaltı periskopları: Periskopların en yaygın olarak kullanıldığı alan denizaltı gemileridir. Periskop, denizaltının gözüdür. Denizaltılar su altında satha yakınken gözükmeden su üstü gemisi gibi seyir yapabilmek için periskop kullanırlar. Denizaltı periskopları hem ince hem de uzun olmalıdır. İnce ve uzun periskoplarda görüş açısı ve ışık şiddeti azdır. Bu eksiklikleri gidermek üzere denizaltı periskoplarına boru boyunca kuvvetlendirici mercekler ilave edilmiştir. Denizaltı periskobunun bir özelliği de dikey ve eksenel yönde hareketli olmasıdır. Dikey hareketle su derinliğine göre periskop boyu ayarlanır. Eksenel döndürme hareketiyle de her açıdaki hedefi görmek mümkün olur. Bu hareketler hidrolik ve mekanik kuvvetlerle sağlanır.

Denizaltı periskoplarında genellikle iki tip büyütme oranı vardır. Birinci tip büyütme oranı

1

1

2

değerinde olup, görüntüye normal cisim intibaı verdirir. Bu değerdeki büyütmede görüş açısı 40° civarındadır. Daha büyük büyütme oranı 6 değerinde olup, görüş açısı 8° civarındadır.

Denizaltı harekatı sürat istediği için, periskop hareketlerini sağlayan mekanizmalar kolay kullanılabilir özelliktedir. Mesela periskopun alt gözetleme kafasında bulunan eksenel döndürme kolları, aynı zamanda mesafe ayar ve görüş açısı ayar görevlerini de yapar. Bu kollardan birine bağlı makaralı tel düzeniyle yukardaki prizma ve mercek donanımına dikey eksen yönünde hareket verdirilerek yatay ile 45° açı yüksekliğindeki hedefler de görülebilir.

Modern denizaltı periskoplarında mesafe ölçümü ayrı bir cihazla kendiliğinden hesaplanarak kayıt ve gösterge olarak tespit edilir. Bu cihaza stadimetre denir.

1980’lerde geliştirilen denizaltı periskoplarında ise periskop gözetleme kafasının su üzerinde uzun müddet kalmasına gerek kalmamaktadır. Böylece düşman gemilerinin radarlarına yakalanma ihtimali azaltılmıştır. Periskop bir an satha süzülerek, ekseni etrafında 360°döndürülüp tekrar aşağı çekilir. Periskop merceğinden giren ışık hafızalı ekranda görüntülenerek ekrandan hedef analizi yapılır. Periskoplardaki diğer özellikler: Periskop optik düzeninde ışık kırılma kayıplarını azaltmak için hedef merceğinin havaya bakan yüzeyi kimyevi olarak ince bir film tabakası ile kaplanır. Bu şekilde yüzeyi kaplanmış mercekli periskopta ışık geçirgenliği % 30-50 arası artar. Görüntü genliği ise % 100 oranında büyür. Bu görüntüde puslanma ve leke olmaz.

Periskop imalatında dikkat edilecek hususlardan biri de, periskop borusunun su ve hava sızdırmamasıdır. Periskop borusu içindeki nemli hava boşaltılarak yerine kuru hava, yani azot gazı doldurulur. Bu şekilde suyun yoğunlaşması önlenerek merceklerde ve prizmalarda buğulanmanın önüne geçilmiş olur.

Sözlükte “periskop” ne demek?

1. ( peri dolay, skopein gözetlemek) denizaltılarda, tanklarda, siperlerde kullanılan, gözlemcinin gözünü çevirmeksizin çevreyi araştırmasını sağlayan optik araç.

Periskop kelimesinin ingilizcesi

[Periskop (der) ] n. periscope, optical scope that allows one to see objects that are located above one’s line of sight
n. periscope
Köken: Fransızca

Hipoglisemi Nedir?

Sözlükte “hipoglisemi” ne demek?

1. Kanda şeker düzeyinin düşmesi.

Hipoglisemi kelimesinin ingilizcesi

hypoglycemia
Köken: Fransızca

Tam burslu Nedir?

Tam burslu nedir?

Üniversiteyi kazanmak ne kadar önemliyse, farklı şehirde okul hayatınızı devam ettirebilmek için yol parası, yemek parası, yurt parası, harç parası gibi önemli ihtiyaçlarınızı karşılayabilmekte o kadar önemlidir. Burslu kavramı Türkiye içerisinde yüksek öğrenim gören başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere 5102 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrencilerine Burs, Kredi verilmesine ilişkin Kanun hükümlerine göre karşılıksız verilen paradır. Bu tanımdanda anlayabileceğiniz üzere burs öğrenciye karşılıksız aylık verilen bir paradır. Tam burs ise üniversiteye göre değişmekle birlikte çeşitli giderlerinizi kapsayan ödemelerin tamamının üniversite tarafından karşılanmasıdır.

Tam burslu bir öğrencinin hangi giderleri üniversite tarafından karşılanır?

1- Eğitim – Öğretim ücreti.

2- Masraflarına katkı olarak 10 ay süreyle aylık burs desteği. (Süre üniversiteden üniversiteye değişir.)

3- Öğrencilerin yurtlarda barınma ve yemek ihtiyacının sağlanması

4- Yaz okulu ücretleri gibi giderler üniversite tarafından karşılanmaktadır. (Üniversiteden üniversiteye değişir.)

5- Kitap ücretleri üniversite tarafından karşılanmaktadır. (Üniversiteden üniversiteye değişir.)

Not: Tam bursta alınan aylık burs desteği süresi, kitap ücretleri ve yaz okulu ücretleri gibi bazı giderlerin karşılanması maddeleri üniversiteden üniversiteye değişiklik göstermektedir.

Tam burslu olmanın şartları nelerdir?

Tam burslu olabilmenin şartı Yüksek öğrenime geçiş sınavı olan Lys sınavından iyi bir derece alarak, tercih klavuzunda belirtilen Tam burslu bir bölüme başvuru yaparak o üniversite ve o bölüme yerleşebilmektir..

Tam burs hakkı ne zaman kaybedilir?

Tam burs hakkınızı okuldaki başarınız etkiler şöyleki belirli bir not ortalamasının(Üniversiteden üniversite değişir) altına düşen öğrencilerin ilk olarak burs'u tam burs kapsamından %50 burs'a düşerken, daha kötü not ortalamalarında burs tamamen kesilebilmektedir.

Evrim Nedir?

Evrim nedir?

Yeryüzü geçmişten günümüze çevresel değişimler geçirmektedir. Bu çevresel değişimler pek çok canlı türünde de zamanla değişimlere neden olmuştur. Canlıların başlangıçtaki durumlarından günümüze kadar geçirdiği değişimlerin tümü evrim olarak tanımlanır. Evrim ile ilgili yapılan kapsamlı çalışmalar 18. yüzyılda başlamıştır. Bu döneme kadar doğa bilimciler yerkürenin yaşının genç olduğunu ve türlerin değişmediğini düşünmüşlerdir. Bu yıllarda jeoloji bilimindeki önemli ilerlemeler sayesinde tortul kayaçların tabakalar halinde yerleştiği belirlenmiştir. Bu kayaçların içinde bulunan fosillerin incelenmeye başlanması ile de paleontoloji bilimi adı verilen yeni bir bilim dalı ortaya çıkmıştır. Paleontolojik çalışmalar sonucunda bu tabakalar arasında birbirinden farklı fosiller bulunduğu ve tabakaların yaşı arttıkça burada bulunan fosillerin günümüzdeki canlılara daha az benzediği bazı türlerin de yok olduğu gözlenmiştir.

Örneğin dinozorlar yeryüzünde yaklaşık 215 milyon yıl önce ortaya çıkmıştır. Bu canlıların yaklaşık 65 milyon yıl önce soyu tükenmiştir. Yine bugünkü fillerin atası olan mamutlar ise yaklaşık 32-33 milyon yıl önce yaşamış, 10 bin yıl önce de soyu tükenmiştir. Dinozor ve mamutlar hakkında sahip olduğumuz bilgiler fosil kayıtlardan sağlanmıştır. Evrim araştırmaları yapan bilim insanlarına göre canlılarda küçük değişimlerin oluşması asırlarca sürebilir, bu da insan hayatı için oldukça uzun bir süredir. Bu nedenle bir türün geçirdiği evrimsel sürecin belirlenmesi, türler arası benzerliklerin gözlenmesine ve bu türe benzerlik gösteren fosillerin incelenmesine dayanır.

Yaklaşık 32-33 milyon yıl önce Avrupa'da ve Asya'da yaşamış, 10 bin yıl önce soyu tükenmiş mamudun (Mammuthus primigenius) Kanada'daki bir müzede sergilenen iskeleti ve maketi

18. yüzyıldan sonraki dönemlerde bilim insanları türlerin değişebileceği fikrini savunmuşlardır. Bu konuda çalışma yapan pek çok bilim insanı vardır. Ancak günümüzde de adından en çok söz edilen, evrim ile ilgili gözlemler yapan ve bunları bir kitap olarak yayımlayan ilk araştırmacılar Lamarck ve Darwin'dir.

Evrim ile ilgili Lamarck ve Darwin'in görüşleri mevcuttur.

Sözlükte “evrim” ne demek?

1. Zaman içinde doğal olarak, kendiliğinden evre evre gelişme, dönüşme, niteliksel ve niceliksel gelişme süreci.
2. Bir canlıyı ötekilerden ayırt eden biçimsel ve yapısal karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir dizi değişme, tekamül.

Evrim kelimesinin ingilizcesi

n. evolution

Dış bağlantılar

Lamarck'ın evrim ile ilgili görüşleri

Darwin'in evrim ile ilgili görüşleri

Evrim nedir? (Felsefe)

Yavaş yavaş, nicelik değişimi. Gelişme sürecinin bir uğrağı. Bu uğrak mutlaklaştırılırsa, gelişmenin diyalektiğe aykırı bir şekilde kavranmasına yol açılır.

Evrim kavramı, çoğunlukla gelişme/gelişim kavramıyla eş anlamda kullanılır oysa bu yetersiz ve tam olmayan bir kullanmadır, yanlış anlamalara yol açabilir. Devrim.