Android Nedir?

Android nedir?

android

Android, Google ve Open Handset Allience tarafından kodlanmış Linux İşletim Sistemi tabanlı bir mobil cihaz (PDA ve cep telefonları) için geliştirilmiş açık kaynak kodlu bir işletim sistemidir.

Android, aygıtların fonksiyonelliğini genişleten uygulamalar yazan geniş bir geliştirici grubuna sahiptir. Android için hali hazır da 250,000'den fazla uygulama bulunmaktadır. Android Market ise, Android işletim sistemi uygulamalarının çeşitli sitelerden indirilebilmesinin yanı sıra, google tarafından işletilen kurumsal uygulama mağazasıdır. Geliştiriciler, ilk olarak aygıtı, Google'ın java kütüphanesi aracılığıyla kontrol ederek Java dilinde yazmışlardır.

Open Handset Allience, 5 Kasım 2007'de Android'i kurduğunu duyurmuştur ve ardından 34 adet donanım, yazılım ve telekom şirketi, mobil cihazlar için telif hakkı olmayan bir işletim sisteminin teknolojinin gelişimi için yararlı olduğu konusunda hemfikir olmuşlardır. 2008'de piyasaya sürüldüğünde, birçok Android İşletim Sistemi Apache free-software ve Açık Kaynak Kodu lisansıyla geliştirilmeye açık hale gelmiştir. Android, linux kernel üzerine inşa edilmiş bir mobil işletim sistemidir, bu sistemde ara katman yazılımı, kütüphaneler ve API c diliyle yazılmıştır. Uygulama yazılımları ise, apache harmony üzerine kurulu java-uyumlu kütüphaneler ihtiva eden uygulama iskeleti üzerinden çalışır.Android, derlenmiş java kodunu çalıştırmak için dinamik çevirmeli (JIT) Dalvik sanal makinasını kullanır ve cihazların fonksiyonerliğini artıran uygulamaların geliştirilmesi için çalışan geniş bir programcı çevresine sahiptir.

Dropbox Nedir?

Dropbox nedir?

Eskiden depolama alanları o kadar yetersizdiki bir müzik dosyasını 2 diskete ancak sığdırabiliyorduk. Gittigide gelişen teknolojiyle beraber daha fazla bilgiyi elimizde tutabilir hale geldik. Artık bilgiyi elimizde depolamamızda bir anlam ifade etmiyor önemli olan elimizdeki o bilgiye istediğimiz her an ulaşabilmemiz. İşte bu ihtiyaçtan dolayı çeşitli sistemler geliştirilmiştir bunlardan biride dropbox'dur. Tamamiyle Cloud teknolojisi düşüncesiyle çalışan sistemde sisteme yüklediğiniz dosyalara siz istediğiniz zaman dünyanın her yerinden ulaşabiliyorsunuz. Dosyalarınız online bir ortamda saklanıyor.

Dropbox'u nasıl kullanabilirim?

Öncelikle dropbox websitesine giriyorsunuz ve Create an account ile yeni bir hesap oluşturuyorsunuz. E-mail adresinize gelen onay mailine tıklayarak hesabınızı aktifleştiriyorsunuz. Şifreleriniz ne kadar karmaşık koyarsanız bilgileriniz o kadar güvende olacaktır. Hesabınızı onayladıktan sonra Dropbox'un özel yazılımını indirerek bilgisayarınıza kuruyorsunuz. Yazılımı bilgisayarınıza kurduktan sonra yazılımı çalıştırıyorsunuz. Bu yazılım sayesinde istediğiniz bilgileri karşı sunucuya upload ederek kullanıcı adı ve şifrenizle her an erişilmeye hazır hale geliyor. Halihazırda kullanıcılara 2 Gb'lık ücretsiz bir alan veriliyor. İsterseniz ücretini ödemek koşuluyla kapasiteyi arttırabiliyorsunuz. Kurulumda program size bir klasör belirlemenizi söylüyor dropbox'a özel bir klasör oluşturup bu klasörü belirleyin. Artık o klasöre attığınız her dosya eş zamanlı bir şekilde dropbox'taki 2 Gb'lık alanınıza upload edilecek ve heryerden erişime hazır hale gelecektir. İsterseniz akıllı telefonlarınızdanda bu dosyalara ulaşabilirsiniz.

Dropbox'ta hangi bilgiler bulundurulmamalı?

1- Kişisel kimlik bilgileriniz,

2- Kredi kartı bilgileriniz,

3- Herhangi bir bankada bulunan hesap bilgileriniz,

4- Cep telefonu bilgileriniz,

5- Ev adresi bilgileriniz,

6- Online bankacılık şifreleriniz,

7- Özel fotoğraflarınızı,

8- paypal vb. gibi e-ödeme sistemleri bilgilerinizin bulunmamasına özen gösteriniz.

Dropbox'un yararları nelerdir?

1- Dosyalarınıza tek merkezden ulaşabilirsiniz.

2- Dilerseniz şifrenizi arkadaşınıza vererek dosyalara onunda ulaşmanı sağlayabilirsiniz.

3- Fotoğraflarınızı depolayarak paylaşabilirsiniz.

4- Tek bir dosya için harici harddiskinizi yanınızda taşımanız gerekmez.

Dropbox servisinin alternatifleri nelerdir?

1- google Music

2- Google Docs

3- Box.com

4- windows Live Skydrive

5- ftp web Storage

6- Gladinet.com/

Dış Bağlantılar

Dropbox resmi web sitesi

Dropbox'ta bir dosyanın nasıl paylaşılabileceği ile ilgili bir video

Windows için Dropbox yazılımını indirin.

Mac için Dropbox yazılımını indirin.

Linux için Dropbox yazılımını indirin.

Akıllı telefonlar için Dropbox yazılımını indirin.

Menopoz Nedir?

Menopoz nedir?

Yaş dönemi olarak da isimlendirilen ve kadında aybaşı halinin ve yumurtlamanın tamamen durması.

Klinik olarak menopoz, adet halinin kesilmesinden önceki ve sonraki bir dönemi belirtir. Genellikle 45-50 yaşları arasında olur. Bu yaş, belli bir dereceye kadar soya çekime bağlıdır. bazen ani olarak, fakat genellikle, aralarının uzaması suretiyle adetler kesilir. Bu duruma hiç bir belirti eşlik etmeyebilir veya sıcak basmaları, aşırı kanamalar, depresyon ve genel durum bozukluğu belirebilir. Pek tabii ki, bu belirtileri beklemek, kadını, onları hissetmeye yönelten bir etkendir. Adet kesilmesinden sonra görülecek kanama, acilen hekime başvurulmasını gerektirir. Menopoz belirtilerinin çoğu, seks hormonlarının uygulanmasıyla giderilir; bazen da müsekkinlerin verilmesi gerekir. Kadının üreme kabiliyeti yok olduğu halde, cinsel istek ve aktivite azalmaz, hatta bazen artabilir. Normalde, menopozda depresyon belirmez, şayet belirecek olursa, hekim kontrolü gerekir.

Adetlerin düzensizleşmeye başladığı, cinsi olgunluk çağının son kısımları ile ihtiyarlık çağının ilk kısmı, klimakterium devri olarak isimlendirilir ki bu genellikle 45-60 yaşları arasına rastlar. Bu dönem içerisinde kadının gördüğü son adete menopoz ismi verilir. Dolayısıyla bu klimakterium dönemi, menopoz öncesi ve menopoz sonrası diye ikiye ayrılır.

Sözlükte “menopoz” ne demek?

1. Yaşdönümü.

Menopoz kelimesinin ingilizcesi

n. menopause
Köken: Fransızca

Motto ne demek? Motto anlamı Nedir?

motto ne demek?

İngilizce bir kelime olan “motto” Türkçe’de;

İsim olarak kullanıldığında; “arma simgesi, parola, özlü söz, vecize” anlamına gelmektedir.

Motto kelimesinin diğer dillerdeki anlamlarına http://nedir.dictionarist.com/motto bağlantısından ulaşabilirsiniz.

Parola ne demek?

Sözlükte yer alan parola anlamları;

1. kimi durumlarda askerlerin ya da kimi topluluklarda olanların birbirini tanıyabilmek için aralarında anlamını kararlaştırdıkları söz.
2. varılmak istenen amacı özetleyen söz.

Eskort Nedir?

Eskort nedir?

Eskort; Kelime anlamı olarak “refakatçi” anlamına gelmektedir. Yüksek gelir grubundaki kişilerin iş yemekleri, kokteyller vb… gibi etkinliklerde partner ihtiyacını gidermek için başvurduğu kişilere verilen genel ad olarak bilinmektedir.

Görüşmeler genellikle referans sistemiyle olmaktadır ve gizlilik esastır. Fizikleri, giyimleri ile görgüleri ile dikkat çekerler. Bir çoğu üniversite mezunu/öğrencisidir. Bu kişiler arasında iş kadını görmekte mümkündür. Yani sosyal statüsü olup iyi para kazanan birisi bile sırf zevk ve heyecan için bu işi yapmaktadır. Eskortlar verdikleri hizmeleri belli bir ücret karşılığında yaparlar. Ücretleri genellikle saatlik olmakla birlikte günlükte olabilimektedir. Eskortluk hizmeti verenlerin çalışma şartları, standartları, ücretleri değişebilmektedir. Eskortlar bayan yada erkek olabilmektedirler.

Sözlükte eskort ne anlama gelmektedir?

1- Kavalye, muhafız takımı.

2- Muhafız, maiyet, kavalye, refakatçi, refakat etmek, eşlik etmek.

Faz Nedir?

Faz nedir?

Termodinamikte heterojen bir karışımdan mekanik yolla ayrılabilen, kimyasal ve fiziksel bakımdan homojen madde.Maddelerin üç temel fazı, katı, sıvı ve gaz (buhar) halidir. Bunların yanında amorf ve plazma halleri gibi haller de faz olarak kabul edilir.

Buzlu su heterojen bir karışımdır.Katı olan buz fazı ile sıvı olan su fazından meydana gelmiştir.Su ve buzun her biri ayrı bir fazı gösterir ve yine her biri homojendir. Yani su fazının özellikleri her tarafında aynı, keza buzun özellikleri de buzun her tarafında aynıdır.

Atom yahut molekül dağılımı düzenli olan, her yerde aynı olan bir madde tek bir homojen faz oluşturur.Mesela, çözünmüş şeker, boya ihtiva eden bir bardak su, yalnızca tek bir sıvı faz meydana getirir. Eğer buna suda çözünmeyen bir şey, mesela kum atılırsa, sistem iki fazlı olur. Kum taneleri katı faz oluşturur.

Faz değişimi: Eğer katı bir cismin sıcaklığı, ısı verilerek arttırılırsa, sıcaklık belirli bir değere geldiğinde katı cisim sıvı hale geçecektir. Katı cismin tamamı sıvı hale geçinceye kadar sıcaklık sabit kalacaktır. Bundan sonra da ısıtmaya devam edilirse, zamanla sıcaklık yine yükselir.Ancak belirli bir sıcaklığa erişildiğinde, sıcaklığın yükselmesi durarak, buharlaşma başlar. Bütün sıvı buharlaşıncaya kadar, sıcaklık sabit kalır.Verilen ısı miktarı ile orantılı olarak buharlaşma olur.Açık bir kapta kaynayan sıvı ve bunun buharı, buharlaşmanın başladığı sıcaklıktan daha yüksek sıcaklığa çıkmaz.

Katı halden sıvı veya gaz haline geçiş olayına “faz değişimi” ismi verilir. Faz değişiminin ortaya çıktığı sıcaklık seviyesi, hadisenin meydana geldiği basınca bağlıdır. Katı, sıvı ve gaz fazlarının ortaya çıkması sıcaklık ve basınca bağlıdır. Bir maddenin sıcaklık ve basınca bağlı faz diyagramı çizilirse,üç eğri görülür. Bunlar, faz değişiminin ortaya çıktığı sıcaklık ve basınçlara karşılık gelir.

Karbondioksidin faz diyagramı bunun katı şeklinin oda sıcaklığında, erimeden buhar haline dönüştüğünü gösterir. Bu sebeptendir ki, bir “kuru buz”dan söz edilir. Oksijenin faz diyagramı, bunun oda basıncında sıvı olması için odanın çok soğuk olması gerektiğini gösterir. Oda sıcaklığında ise, sıvılaşma ancak çok büyük basınç altında gerçekleşir.

Eğrilerin arasındaki bölgelerde madde yalnızca tek bir faz (katı, sıvı veya gaz) bulunur. Sıcaklık ve basınç değişmeleri eğrilerin üzerindeki noktalara ulaşmadıkça faz değişimi olmaz. Eğrilerin üzerinde yer alan herhangi bir basınç ve sıcaklık noktasında katı-sıvı, katı-buhar veya sıvı-buhar iki farklı faz denge halinde bulunur. Mesela, sıvının Buhar basıncının ve sıcaklıkla değişimini gösteren eğri, sıvı ve buhar fazları arasında bir sınır oluşturur. Sıvı-buhar eğrisinin son noktası kritik noktayı gösterir. Bu noktanın üzerinde sıvı ve buhar birbirinden ayırt edilemez. Madde akışkan diye adlandırılır.

Üç eğrinin kesiştiği nokta üç fazın da dengede bulunduğu tek durumdur. Bu nokta bir tek basınç ve sıcaklıkta ortaya çıkar.

Fazlar kuralı: Termodinamik denge durumundaki bir sistemin değişkenleri arasındaki bağıntıyı veren ifade F= C-p+2 şeklindedir. Burada F, sıcaklık, basınç ve kompozisyon (bileşim) gibi etkili değişkenlerin serbestlik dereceleridir. C, kimyasal bileşenlerin sayısını, p ise faz sayısını gösterir. Bu ifadeden anlaşılacağı gibi tek fazlı, tek bileşimli bir sistemin serbestlik derecesi ikidir ve sınır değerleri arasında herhangi bir sıcaklık ve basınç noktasına ulaşılabilir. Eğer bileşen sayısı bir ve faz sayısı iki ise (mesela sıvı ve buhar) bu durumda serbestlik derecesi yalnızca birdir ve her sıcaklık için bir basınç değeri vardır. Bir bileşen ve üç faz için (diyagramdaki üçlü nokta) serbestlik derecesi yoktur. Sıcaklık ve basınç sabit bir değere sahiptir, değiştirilemez.

Zamana bağlı olarak değişen akım, voltaj gibi fiziksel büyüklüklerin aynı yönde (pozitif veya negatif) aynı dalga şekillerinde, aynı değeri geçmeleri arasındaki zaman farkı. Mesela eğer iki büyüklük aynı frekansa sahip ise ve aynı yönde aynı zamanda sıfırdan geçiyorlarsa, bu iki büyüklük aynı fazda denir. Eğer sıfırdan geçme farklı zamanlarda meydana geliyorsa, bu iki büyüklük arasında faz farkı var denir.

Faz açısı: Fazın derece veya radyanla verilen ölçüsüdür. Yön değiştirerek değişim gösteren bir büyüklüğün bir dönüşü 360 derece veya 2 ? radyana eşittir. Eğer iki büyüklük aynı fazda ise faz açısı sıfırdır. Eğer iki büyüklükten birisi pozitif en büyük değeri alırken diğeri negatif en büyük değeri alıyorsa, faz farkı 180 derece veya ? radyandır.

Astronomide, ayın veya bir gezegenin yörüngesinde hareket ederken aldığı ışıkları dünyaya yansıtması sırasında, parlak görünen kısmında meydana gelen değişiklik de faz olarak isimlendirilir. Eğer ay, dünya ile güneş arasında bulunuyorsa, dünyaya uzak kısmı aydınlandığından (güneş tutulması hariç) bizim tarafımızdan görülmez olur.

Bu durum yeni ay olarak bilinir. Ay yörüngesinde harekete devam ederken, batı kenarı güneş ışınları ile aydınlanır ve yeni aydan sonra hilal fazı ortaya çıkar.

Dünya etrafındaki dönüşünün ilk dörtte birinde (ilk dörtte bir fazı) ayın yarısı aydınlanır. Dünya, ay ile güneş arasında bulunduğunda (ay tutulması hariç) dolunay durumu ortaya çıkar. Daha sonra ayın doğu kısmı aydınlanır. Sonuncu dörtte bir dönüşü arasında da yeni aydan önceki hilal ortaya çıkar. Merkür, Venüs, Mars da benzer fazlara sahiptir.

Elektrikte faz farkı denince, elektriksel işaretlerin zaman ekseninde aynı değerlerden geçtikleri zamanlar veya açılar arasındaki fark anlaşılır. Mesela:

Y 1 : a 1 Sin (wt+? 1 ) Y 2 : A 2 Sin (wt + ? 2 )

İşaret arasındaki faz farkı ? 1 -? 2 ’dir. Burada Y 1 ve Y 2 sinyal uzanımlarını, A 1 ve A 2 amplitütlerini (genlik), w ise pullasyonu (açısal frekansı), ? 1 ve ? 2 de fazları göstermektedir.

Sözlükte “faz” ne demek?

1. Evre, safha.

Faz kelimesinin ingilizcesi

[Faz] n. face; forehead; front; obverse
v. make, cause, create; do, effect; fulfill; manufacture
adj. phasic
Köken: Fransızca

Lenfoma Nedir?

Lenfoma nedir?

Lenfoma'nın ne olduğu hakkında bilgi vermeden önce konumuzla yakından alakalı olan kanser terimine bir göz atalım. Kanser; Hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır diye tanımlar.

Lenfoma'da lenf sisteminden kaynaklanan kanserlerin ortak adıdır. Lenf ve Lenf sistemide konumuzla yakından ilgili konular lenf nedir? başlığı altından lenf'i, lenf sistemi nedir? başlığı altındansa lenf sisteminin ne olduğu hakkında bilgi alabilirsiniz. Lenfoma en hızlı ilerleyen kanser türlerinden biri olmasına karşın, tedavi başarısı oldukça yüksektir.

Lenf nedir?

Lenf ise Lenf damarları içerisinde dolaşan, kan plazması ve lenf proteinlerinden oluşan dolaşım sıvısına lenf denir.

Lenf sistemi nedir?

Lenf sistemi ise lenf sıvısı, lenf damarları ve lenf düğümlerinden oluşan ve vücudun içinde bezler, kanallar ve alanlar oluşturan ve beyin hariç vücudun her yerinde devamlı dolaşan lenf sıvısını taşıyan bir organ sistemidir.

Lenfoma türleri nelerdir?

1- Hodgkin lenfoması,

2- Hodgkin dışı lenfoma (Non Hodgkin) olarak ikiye ayrılırlar.

Hodgkin lenfoması nedir?

Hodgkin lenfoma en çok tedavi sonucu elde edilen kanser türlerinden biridir. Tüm hastaların yaklaşık %75’inde tedavi sonuç vermektedir. Yirmili veya otuzlu yaşlardaki kişilerde daha sık görülür. Orta yaş grubunda nadir olup, 60 yaşın üzerinde tekrar artmaktadır.

Non Hodgkin ( Hodgkin olmayan) Lenfoma nedir?

Non Hodgkin lenfoma bir kanser türüdür. Bu kanser enfeksiyonla mücadele etmek için vücudunuza yardımcı olan lenf sisteminde başlar. Birçok farklı türü vardır.

Lenfoma kimlerde görülür?

Lenfoma, hem çocuklarda hem de erişkinlerde görülen bir hastalıktır.

Lenfoma'ya yol açan risk faktörleri nelerdir?

1- Uzun süren (kronikleşmiş) enfeksiyon hastalıkları.

2- Bağışıklık sistemini zayıflatıcı durumlar.

3- Bazı kimyasal maddelere maruz kalma (Böcek öldürücü ilaçlar gibi).

4- Bazı virüslerden kaynaklanan hastalıklar.

Lenfoma belirtileri nelerdir?

1- Ağrısız bezeler.

2- Sebebi bilinmeyen ateş.

3- Gece terlemesi.

4- Kilo kaybı.

5- Sürekli yorgunluk.

Lenfoma'nın nedenleri nelerdir?

HH ve hdl nedeni kesin olarak bilinmeyen hastalıklardır. Bulaşıcı hastalık değildir. HDL gelişimini kolaylaştıran bazı risk faktörleri olduğu kabul edilmektedir. EBV ya da HTLV 1 gibi bazı virüslerle infekte kişilerde, immun yetmezlik durumlarında (HİV infeksiyonu, immun supressif tedavi uygulanan organ transplantasyonu yapılmış hastalar), ailede HDL anamnezi olan hastalar, bazı kimyasal maddelerle ilişkisi bulunanlarda sık görülür.

Lenfoma tedavisi nasıl yapılmaktadır?

Her lenfoma hastası için tedavi kendine özgündür. Çünkü hastalığın evresine, hücre tipine, hastanın yaşına, hastanın tedaviyi kaldırıp kaldıramayacağına ve lenfoma tipinin hızlı ya da yavaş seyirli oluşuna göre doktor tedavinin şeklini ve verilecek ilaçları belirler.

Hodgkin dışı lenfomanın tedavisi ilaçlarla (kemoterapi), ışın tedavisiyle (radyoterapi) veya ikisi birlikte olarak yapılmaktadır. Ayrıca hastadan kök hücre toplanarak yüksek doz kemoterapi sonrası bu kök hücreleri tekrar hastaya verme işlemi (yüksek doz kemoterapi ve otolog periferik kök hücre transplantasyonu), biyolojik ilaçlarla ve cerrahi olarak da tedavi edilebilmektedir.

Bazen yavaş seyirli lenfomalarda hastaya tedavi verilmez ve hasta belli aralarla doktor tarafından kontrol edilerek izlenir. Hastanın tedavisine karar veren uzmanlar tıbbi onkolog ve radyasyon onkologu olmaktadır.

Mekatronik mühendisliği Nedir?

Mekatronik mühendisliği nedir?

Mekatronik mühendisliği, teknolojik ürün ve tasarımında makine, elektronik, kontrol ve yazılım mühendisliklerinin kaynaşmasını ifade eden disiplinlerarası bir mühendisliktir. Mekatronik; İngilizce mechanics ve electronics kelimelerinin uygun bir şekilde birleştirilmesinden oluşmuştur ve ilk kez Japonya'da kullanılmıştır. Mekatronik, makine, elektronik, yazılım ve kontrol sistemleri teknolojilerine dayanan yeni bir bilim dalıdır.

Mekatronik Mühendisliğinin önde gelen uygulama alanları

1- Üretim Mühendisliği

2- Tarım Robotları

3- Otomotiv Endüstrisi

4- Mikro Sistemler (MEMS)

5- Uçan Robotlar

6- robot Görme

7- Endüstriyel Otomasyon Teknolojileri Alanı

8- Akıllı Silah ve Silah Sistemleri

9- Mikro robotlar

10- Gezer Robotlar

11- Endüstriyel Robot Kollar

12- Mekanik sistemler

13- Ev Aletleri

Kul hakkı Nedir?

Kul hakkı nedir?

Kul hakkı, insanın sahip olduğu hakları demektir.

Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim kul hakkı üzerinde önemle durmaktadır. Allah’ın emir ve yasaklarının hemen hemen dörtte üçü kul hakkı ile ilgilidir. Bu sebeple, Allah’a kulluk, yalnızca belli ibadetleri yerine getirmek değil, aynı zamanda insan haklarına da büyük saygı duymaktır. Aksi takdirde insanların birarada kardeşçe yaşamaları, devletler kurmaları mümkün olmaz.

Toplumun kaynaşması, kötülüklerden uzak, kardeşçe yaşayışın sağlanması için kul haklarına saygılı olmak o kadar önemlidir ki, Allah her türlü günahı affettiği halde, kul hakkını affetmiyor.

İhanet etmek, utandırmak, küçümseme, mala ve cana zarar vermek, alış verişte aldatmak, dargın durmak, iftira etmek, arkasından konuşmak, laf taşımak, dedikodu yapmak, anarşi çıkarmak, dini ve milli değerlere saygısız davranmak kul hakkını zedeleyen davranışlardandır.

Peygamberimez: “İnsanlara merhamet etmeyen kimseye Allah'da merhamet etmez.” buyurur.

Anne hakkı

İnsan varlığının gerçek sebebi yani yaratıcısı Allah Teala hazretleridir. Ancak, görünen sebebi ise anne ve babadır. Anne ve baba arasında ise öncelikle annenin fonksiyonu daha fazla ve çektiği zahmetler daha çoktur. Yüce Rabbimiz buyurur ki: “Biz insana, anne ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl olur. Bana ve anne-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana’dır.”

O halde, dokuz ay gibi uzun bir süre çocuğunu karnında taşımak, doğumdan sonra belli bir zamana kadar emzirerek büyütürken uykusunu bile terkedecek kadar sıkıntılara katlanmak bakımından anne hakkı baba hakkından önce geçmektedir. Onun için, iyilik yapma ve kendisine iyi davranma bakımından anneye üç defa öncelik tanınmış, dördüncüde babaya hak tanınmıştır. Bu anlayış, aynı zamanda bir kadın olması bakımından anneye ne kadar değer verildiğini göstermesi yönünden önemlidir.

Kadınlarda dikkat çekecek kadar belirgin olan ortak özelliklerden sevgi, şefkat ve merhamet duygusu, anne olduktan sonra özellikle yavrusu üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu yönü ile de anne, babadan öne geçmektedir. Dikkat edilirse çocuklar, bir sıkıntı veya korku anında çoğunlukla annelerine sığınırlar. Bu da annelerin şefkat, merhamet ve koruyuculuklarının fazla olduğunun belirgin ifadesidir.

Çocukların terbiyelerinde, dillerinin, dinlerinin öğretiminde ve sosyal bir varlık olmalarında anne, ilk yıllarda babaya göre daha fazla katkıda bulunmaktadır. Bütün bunlardan dolayı anne hakkı nem kazanmaktadır.

Baba hakkı

Herşeyden önce baba ailenin reisidir. Babaya itaat, diğer insanlara göre daha çok gereklidir. Ailenin geçimi çoğunlukla babanın sorumluluğu altındadır. Bu bakımdan da baba aile içerisinde önemli bir yer işgal etmektedir.

Aile içinde baba, gücü ile otoritenin temsilcisidir. Bilhassa erkek çocuklara bu yönden örnek olan baba, ailenin bütün fertlerinin koruyuculuğunu da üstlenmiş durumdadır. Onun için çocuklar babalarına şükran borçludurlar. peygamber Efendimiz şöyle buyurur: “Hiç bir evlat babasının hakkını ödeyemez. Ancak onu köle olarak bulup, satın alır ve hürrüyetine kavuşturursa müstesna…” İşte ancak o zaman babasının hakkını ödeyebilir.

Zamanıızda kölelik söz konusu olmadığına göre, belki babasını düştüğü çok önemli maddi ve manevi sıkıntılardan kurtarabilen, ölüme kadar da saygıda kusur etmeyen, böylece hayır duasını alabilen evlat ancak ona karşı borcunu ödemiş olabilir. Esasen hadiste baba hakkının önemi vurgulanmaktadır.

Kardeş hakkı

Çocuklar, aile içerisinde huzur ve mutluluk kaynağıdır. Çünkü çocuklar ailelere Allah tarafından verilmiş birer hediyedir. Aynı zamanda karı-koca arasındaki sevgi bağlarıdır. Dolayısıyla çocuklar aileyi sevgi ve saygı anlayışı içerisinde ayakta tutan huzur kaynaklarıdır. Ailedeki huzurun bozulmaması için çocuklar, bir taraftan anne ve babalarına karşı saygılı davranırlaarken, diğer taraftan da birbirlerine karşı sevgi göstermeli ve saygılı olmalıdırlar. Bunun için: Büyük kardeş olan ağabey ve ablalar yerine göre baba ve anne gibi kabul edilip, küçüklerin onlara saygı göstermeleri gerekir. Örf ve geleneklerimizde büyük kardeşlere, baba ve anneye yakın derecede değer verilmesi ve saygı gösterilmesi esas tutulmuştur. Öyle ise biz de ağabeylerimizi ve ablalarımızı aynı gözle görüp onlara saygı göstermeliyiz. Ağabeyler ve ablalar da küçük kardeşlerine anne ve babalarının kendilerini sevdikleri gibi sevmeli, onlara ilgi ve şevkat göstererek korumalıdırlar.

Kardeşler, aralarında meydana gelebilecek kıskançlıkların, huzursuzlukların, ve kavgaların sadece kendilerini değil, ailelerin bütün fertlerini üzüp, sarsacağını bilmelidirler. Onun için kendi aralarında mümkün olduğu kadar iyi geçinmeye çalışmalıdırlar. Anne ve babamızca kardeşimize gösterilen ilgi ve şefkati yanlış anlayarak, bunu kıskançlık sebebi yapmamalıyız. Şunu unutmayalım ki, onlar kesinlikle büyük-küçük, erkek-kız ayrımı yapmazlar. Bir elin parmaklarından her biri insan için ne ise, çocuklar da bir anne ve baba için öyledir. Biri diğerinden farklı görülmez ve üstün tutulmaz.

Kardeşler arasında fikri, bedeni ve mali yönde dayanışma olmalıdır. Atalarımız: “Bir elin nesi var, iki elin sesi var…” demişlerdir. Tek başına kişi yanılabilir veya yenilebilir. Ama birlikten kuvvet doğar. Fikir ve güç dayanışması kardeşleri güçlü kılar. Kardeşler arasında bazı konularda farklı düşünceler de olabilir. Buna saygı duyulmalıdır. Bu konuda ortaya çıkabilecek farklı görüşleri kardeşler birlikte tartışarak, doğruluğuna kanaat getirdikleri görüşleri benimseme alışkanlığı kazanmalıdırlar. Onların böyle davranışları kendilerini de ailelerini de mutlu kılar.

İşte böylesine bir takım konulara ve inceliklere dikkat edilmesi, kardeşler arasında sevgi, saygı ve dayanışmayı güçlendirir. Birbirlerine karşı olan hak ve düşüncelerini de yerine getirmiş olurlar.

Akraba hakkı

Aile fertlerimizden sonra öncelikle ilişki kuracağımız kişiler akrabalarımızdır. Akrabalık ilişkilerinde, yakından uzağa doğru bir gidiş gözetilir.

Biz müslümanlar, Yüce Rabbimizin ve Sevgili Peygamberimiz emirlerini her zaman baştacı etmeliyiz. Onlar ne emretmişlerse onu benimseyip, uygulamalıyız. Neleri yasaklamışlarsa onlardan da kaçınmalıyız. Yüce Rabbimizin ve Sevgili Peygamberimizin baştacı etmemiz gereken emirlerinden birisi de; akrabalarla ilgilenmek, darlık ve bolluk zamanlarında her an onlarla birlikte olmaktır. Akrabalarımızla her fırsatta ziyaretleşmek, maddive manevi konularda yardımlaşmak asli görevlerimizdendir. Çünkü akrabaların birbirleri üzerinde karşılıklı hakları vardır.

Kur’an-ı Kerim’de, bir kimsenin iyiliklerinden bahsedilirken, Allah, ahiret günü, melekler, kitap ve peygamber inancından yani temel inanç esaslarından sonra ilk sırada; “Allah sevgisi ile akrabaya yardım edenler” anılmaktadır. Bu sıralama ile Allah Teala Hazretleri akrabamıza ilgi göstermemizin ne derecede önemli olduğunu bize bildirmektedir. Bir başka ayette de, akraba ile ilgilenmenin önemi şöyle açıklanmıştır: “Allah şüpesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder. Hayasızlığı, fenalığı, haddi aşmayı yasak eder. Size tutansınız diye size öğüt verir.”

Akrabalarımızla ilgimiz sadece onların iyi günlerinde, bolluk, şan, şöhret zamanlarında olmamalıdır. Kötü günlerinde, yoksulluk, düşkünlük, ihtiyarlık dönemlerinde de dostluk ve akrabalık bağlarımızı sürdürmeliyiz.

Onları sadece bayramlarda, düğünlerde ve özel günlerde değil, fırsat bulduğumuz her zaman ziyaret etmeliyiz, gönüllerini almalıyız. Uzakta iseler, zaman zaman mektupla, telefonla hatırlarını sormalıyız. Hasta oldukları zaman yakın-uzak demeden ziyaretlerine gitmeliyiz.öldüklerinde ise cenaze merasimlerine katılmalıyız.

Akrabalarımız arasında fakir ve düşkün olanlar varsa, vereceğimiz zekat ve yapacağımız diğer yardımlarımızda öncelikle onları gözetmeliyiz. Çünkü Rabbimiz: “Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver, elindekileri saçıp savurma.” “…Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’ın ve akrabalarının haklarına riayetsizlikten sakının…” buyurmaktadır. Bir sıkıntıya düştüğümüzde, yardım için ilk başvuracağımız yer akrabalarımızdır. Annemizin, babamızın olmadığı veya onları kaybettiğimiz dönemlerde akrabamız bizim annemiz-babamız yerine geçer. Onları bu gözle görmemiz, onlarında bizi öyle kabul etmeleri akrabalığın gereğidir.

Peygamber Efendimiz şöyle buyurur: “Allah’a ve ahiret gününe inanan kişi misafirine ikram etsin. Allah’a ve ahiret gününe inanan, akrabasını görüp gözetsin. Allah’a ve ahiret gününe inanan kimse ya hayır söylesin veya sussun!…” Daha birçok ayette ve hadislerde akrabalığın önemi, onlarla ilgilenmenin değeri belirtilmektedir. O halde şunu söyleye biliriz ki: dinimiz hiçbir dinde ve toplumda görülemeyecek şekilde karşılıklı olarak akrabamızı görüp gözetmemizi ve onların haklarına dikkat etmemizi bize emretmektedir. Uzak-yakın bütün akrabanın aranıp, sorulmasına ve zaman zaman ziyaret edilmesine ise sıla-i rahim denilmektedir.

Arkadaş hakkı

Arkadaşlık, iki veya ikiden fazla insan arasında belli süre içersinde oluşan karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan ilişkilerin adıdır. Arkadaşlık çok küçük yaşta başlıyabildiği gibi hayatın her döneminde yeni yeni arkadaşlıklar kurulabilir. Arkadaşlığın süresi çok kısa sürebileceği gibi ömür boyu da sürebilir.

Kısa süreli de olsa, uzun süreli de olsa arkadaşlıklarda karşılıklı olarak maddi ve manevi bağlılıklar oluşur. Beraber gezilir, eğlenilir, yenilir, içilir, ders çalışılır. Acılar ve sevinçler paylaşılır. Arkadaşlar birbirlerinin dert ortakları, sırdaşları olurlar. Belli sürelerde bir arada olmak zorunda olan insanlar isteseler de istemeseler de günün birinde birbirleriyle arkadaş olduklarını farkederler. Ancak asıl devamlı ve samimi arkadaşlık seçilerek ve karşılıklı istek duyularak kurulanıdır. Bu şekilde kurulan arkadaşlıklarda çoğu zaman ortak zevklerin ve özelliklerin rolü büyük olur. Ortak zevklere ve özelliklere dayalı olarak kurulan arkadaşlıklarda karşılıklı maddi ve manevi çıkar yoktur. Onlar arasında karşılıklı sevgi ve saygı ağır basar. Sevgi ve saygının tabii sonucu olarak da menfaatler değil, fedakarlıklar ön plana çıkar. İyi ve ideal arkadaşlıklar böyle kurulur.

Arkadaşlıkta kötü olan ise, samimiyetten uzak ve sırf maddi ve manevi çıkarlar uğruna biraraya gelinmesidir. Böyle kurulan arkadaşlıklardan fayda gelmez çünkü çıkarlar bitmez ilişkiler kopar. Taraflarca aynı maksatla başka arkadaş arayışları başlar.

Şurası bir gerçek ki: iki insan bir araya gelince aralarında karşılıklı olarak maddi ve manevi birtakım haklar doğar. Onun için arkadaşlar birbirlerinin birtakım isteklerine ve birtakım tekliflerine hayır dememelidirler. Ancak istek veya teklifler doğru yönde olmalıdır. Yanlış ve kötü yollara götüren tekliflere uymak gerekmez. Zaten iyi arkadaş da, kötü veya olumsuz tekliflerde bulunmaz. Şayet arkadaşlarından birisi devamlı hoş olmayan işler yapıyor ve arkadaşını da bu yönde zorluyorsa, böyle arkadaşlıklar uzun sürmemelidir.

Peygamber Efendimiz, “Mü’min, mü’minin aynasıdır.” buyurmuştur. Atalarımız ise, “Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” demişlerdir. Demek ki arkadaşlar birbirlerini önemli ölçüde etkilemektedirler. Arkadaşlar arasında karşılıklı etkileşim, genellikle güçlü kişiliği olanın baskın olması şeklinde gerçekleşir. Şayet iyi huylu, ahlaklı ve güçlü kişiliği olan baskın olursa, arkadaşlık ilişkileri iyi ve olumlu yönde gelişir. Ahlakça zayıf olan baskın olursa, o zaman da ilşkile olumsuz yönde gelişir ve arkadaşlar hoş olmayan bitakım yönlere veya maceralara doğru sürüklenirler. Onun için arkadaşında hoş olmayan ve kendisi sonu belirsiz maceralara sürükleyecek tavır ve davranışlar farkeden birisi, önce onu bu tür olumsuzluklardan vazgeçirmeğe çalışmalıdır. Daha iyi, dürüst ve ahlaklı davranması için kendisini ikaz etmeli ve pna bu konuda yardımcı olmalıdır. Arkadaşlık bunu gerektirir.

Yeterince ilgi gösterilmesine ve uğraşılmasına rağmen, olumsuz tavır ve davranışlarını değiştimeyenlerden uzaklaşmak, iyi ve dürüst olanlarla arkadaşlık ilişkilerini geliştirmek ise aklın gereğidir.

Komşu hakkı

Aile ve akrabalarımızdan sonra bize en yakın olan komşularımızdır. Dinimizin bize öğrettiği güzel davranışlardan birisi de komşularımıza saygılı olmaktır.

Çevremize şöyle bir göz atacak olursak görürüz ki ev, tarla, dükkan, yazıhane komşularımız olduğu gibi, iş yerinde tezgah komşumuz, sınıfımızda sıra komşularımız da vardır. İnsanlar arasında sağlıklı bir şekilde komşuluk ilişkilerini düzenlemek için dinimiz bazı hükümler getirmiştir. Peygamberimiz bu hükümleri şöyle özetler: Yardım etmek, borç para istediinde vermek, hastalandığında ziyaret etmek, cenazesine katılmak, sevinçli anlarında tebrik, üzüntülü anlarında teselli etmek gibi.

Peygamberimiz (A.S.): “Komşusu şerrinden emin olmayan kimse mümin değildir.” buyurur. Ve ayrıca “Komşusu aç iken evinde tok duran kimse, gerçek mümin değildir.” diye de buyurmuştur.

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de: “Allah’a ibadet edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenen kimseyi sevmez.”

Öğretmen hakkı

Anne ve babamız bizim dünyaya gelmemize sebep olan, bebeklikten itibaren de bizi terbiye eden, kişiliğimizin temellerini oluşturan, maddi ve manevi değerlerimizi karşılayan saygıdeğer varlıklarımızdır. Kişiliğimize birçok yeni manevi değer kazandıranlar, bizi olgunlaştıranlar ise öğretmenlerimizdir. Diyebiliz ki öğretmenler ruh dünyamızın mimarlarıdır. Biz manen onların ellerinde şekilleniyor, onların yardım ve rehberlikleri ile topluma yararlı bireyler olarak yetişiyoruz. Öyleyse öğretmen hakkı son derece büyük ve önemlidir.

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?..” ayeti ile Yüce Rabbimiz bilgili kişilere çok özel bir yer vermiştir. Öğretmenler de bilgili ve bize bildiklerini öğreten kişiler olduklarına göre, onlar da aynı şekilde değerli birer manevi makama oturtulmuş olmaktadırlar.

İslam eğitimcileri öğretmen hakkının ödenemiyecek kadar büyük olduğunu söylemişlerdir. Çünkü devletlerin ve medeniyetlerin yükselişinde öğretmenlerin payları büyüktür. Bu nedenle öğretmenlere değer veren, onları maddi ve manevi alanda layık oldukları yerlere oturtan toplumlar kalkınmışlardır. Böyle toplumlarda insanlar mutlu ve faziletli olmuşlardır. Öğretmenlere değer vermeyen, öğretmenlik mesleğini hor gören, maddi ve manevi olarak layık oldukları yerlere oturtamayan toplumlar ise mutsuz olmuşlardır.

Tarihimize bir göz attığımızda görürüz ki, atalarımız öğretmenlere layık oldukları değeri vermişlerdir. Onlara maddi yönden doyurucu ücretler verirken, manevi yönden de gerekli olan ilgi ve takdiri esirgememişlerdir. Fatih Sultan Mehmet gibi bir Padişah, molla Gürani ve Akşemseddin gibi hocaların terbiyesi sonucunda, genç yaşına rağmen İstanbul’u fethetmekten dolayı gururlanmamıştır. Fatih hiç bir zaman hocasına karşı saygısını bozmamış ve her zaman elini öperek hayır duasını almıştır. İstanbul’a girerken kendilerini çiçek yağmuruna tutan Bizans halkına; “O çiçeklere asıl layık olanın hocası olduğunu ve çiçeklerin ona sunulması gerektiğini” ifade etmiştir. İşte bu olay, hocanın hakkını teslim ve hocaya saygının tarihimizdeki en güzel örneğidir.

Hz.Ali’ye ait olduğu söylenen bir söz vardır: “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum !” Öğretmene gösterilmesi gereken saygıyı bundan daha iyi anlatan bir söz az bulunur. Öğretmenlerin değerini takdir edenlerden birisi de Büyük İskender’dir. “Babam beni gökten yere indirdi, hocam yerden göğe yükseltti.” diyen İskender , hocasının kendisini manen yükselttiğini ve yücelttiğini anlayıp, takdir ederek ona gerçek değerini vermiştir.

Biz de öğretmenlerimize karşı mümkün olduğu kadar ilgi ve saygı götermekte kusur etmemeliyiz. Öğretmenlerimiz, öğrenimimizi tamamladıktan sonra sahip olacağımız mesleklerdeki başarılarımızı, vatanımıza ve milletimize hizmetlerimizi duyup, gördükçe bizimle övüneceklerdir. Bizim başarımızda kendilerinin de payları olduğunu düşünerek iftihar edecek ve mutlu olacaklardır. Unutmayalım ki; onların mutlulukları mutluluğumuz olacaktır…

Yoksul ve yetim hakkı

Müslümanlık, fakirlere ve yetimlere iyi davranmamızı, onlara özenle yardımda bulunmamızı emrediyor. Allah’ın bize yardım ve merhameti, bizim insanlara özellikle yoksullara karşı davranışımıza bağlıdır. Sevgili Peygamberimiz bu konuda: “İnsanlara yardım etmiyene Allah yardım etmez.” buyurmuştur.

Gözümüze kaçmakta olan bir küçük sinekten gözü korumak için nasıl hem elimizle, hem de göz kapaklarımız ile gözümüze yardım ediyorsak; insanlar da birbirlerini korumalı ve birbirlerine böyle yardım etmelidirler. Bunu Peygamberimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle demiştir: “Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir oranı rahatsız olursa diğer organları da bu yüzden acı duyarlar.”

Yetimler, bu koruma ve yardıma en muhtaç olan kimselerdir. Bu yardımlaşma ile toplumda sıkıntılar azalır, mutluluklar çoğalır. Dinimiz, yetim ve yoksulların haklarını korumaya özel bir önem vermiştir. Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz: “Öyleyse yetimi sakın ezme. El açıp isteyen yoksulu da sakın azarlama.” ; “Haksızlıkla yetimlerin mallarını yiyen şüpesiz karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar; zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir.”

Sözlükte “kul hakkı” ne anlama gelmektedir?

İnsanların birbirlerine geçen emekleri, hakları

Ff Nedir?

FF nedir?

FF kısaltması birden çok tanımı birlikte içermektedir. Bu tanımları şimdi size açıklamaya çalışacağım.

Örneğin; Twitter'da FF etiketi diye bir kavram vardır ve Friday Follow'ın kısaltılmışıdır şu anlama gelir; Bu FF etiketi ile takip etmekte olduğunuz kişilerin sizi takip edenlerinde etmesini sağlamak için kullanılmaktadır. Nasıl kullanılır peki? Örneğin; #ff @kanarya yazdığınızda kanarya’yi takip et anlamına gelmektedir. İstisna bir durum olarak bu etiket sadece cuma günleri kullanılmaktadır.

İkinci olarak “FF”, Üniversite'de bir not ortalamasını belirtmek için kullanılan harf notu'dur. Sınavlar'dan 49 puan ve aşağısını alan öğrencilerinin bu notunu belirtmek için harf notunda karşılığı olan “FF” harfleri kullanılmaktadır. Yani sınavdan FF alan bir öğrenci 49 puan ve aşağısında bir not almıştır.

Ayrıca Fotoğraf makinelerindede FF kısaltmasıyla bilinen bir tanım vardır buda “Full Frame” dir. Peki nedir bu Full Frame? Kısa adı FF olan bu tanım; Full frame “Tam Çevre” anlamına gelmektedir. Yakın geçmişte ve günümüzde analog fotoğraf makinelerinde kullanılan fotoğraf filmlerine verilen isimdir. Filmlerin boyutu 24 x 36mm oranındadır.

.FF uzantılı dosyalarsa Call of Duty 4 isimli oyunda kullanılan sistem dosyalarıdır. Bu dosyada Call of Duty 4 oyunu sırasında uygulama tarafından üretilen bilgiler bulunur.

Şadırvan Nedir?

Şadırvan nedir?

etrafındaki çok sayıda musluktan abdest almak için ekseriya cami avlusunda yapılan çeşme. Genellikle mermerden olan duvarları dörtgen, altıgen, sekizgen veya çokgen şeklinde yapılırdı. cami avlularında, medreselerde yapılan, devamlı suyu akan şadırvanların üstü çadır şeklinde bir kubbeyle örtülürdü. Bu kubbe abdest alanları yağmur ve güneşten korumak için dışarı doğru taşardı. Suyun toplandığı hazne kısmı suyun kirlenmemesi için süslü mermer taşlar veya demir parmaklıklarla korunurdu. Muslukların karşılarına rahatça abdest almak için sabit oturaklar yapılır, suyun sıçramaması için de havuz etrafında derince yalaklar açılırdı.

Şadırvanların Türk-İslam mimarisinde önemli bir yeri vardır. Ait oldukları cami mimarisi üslubunda yapılan şadırvanların Anadolu’da birbirinden güzel örnekleri vardır. Sivas Gök Medresedeki şadırvan (1270), Fatih Camii avlusundaki şadırvan (1470), Edirne Selimiye Camii avlusundaki şadırvan, Bursa Ulu Cami içindeki şadırvan, Konya Mevlana Dergahı avlusundaki şadırvan sanat değeri ve tarihi kıymeti çok olanların en önemlileridir.

Sözlükte “şadırvan” ne demek?

1. Genellikle cami avlularında bulunan, çevresindeki musluklardan ve ortasındaki fıskıyeden su akan, üzeri kubbeli ya da açık çeşme.

Cümle içinde kullanımı

Eski cami yıkıldığı halde, onun şadırvan avlusu, olduğu gibi yerinde kalmış.
– Y. K. Beyatlı

Şadırvan kelimesinin ingilizcesi

water-tank with a fountain
Köken: Farsça

İcat Nedir?

İcat nedir?

Buluş ya da icat, daha önce bulunmayan bir şeyin insan çabasıyla geliştirilmesidir. İcatların çoğu daha önce var olan teknolojilerin yeni ve benzersiz biçimde bir araya getirilmesinin sonucudur. Bu yeni ürün belirli bir insan gereksinimini karşılama çabası sonucunda, mucidin bir işi daha çabuk ya da daha verimli yapma isteği sonucunda, hatta bazen rastlantıyla ortaya çıkabilir. Bireysel çalışmanın sonucu olabileceği gibi, ekip çalışmasıyla da gerçekleştirilmiş olabilir. Zaman zaman icatların, dünyanın farklı kesimlerinde aynı sıralarda, ama birbirlerinden bağımsız olarak ortaya çıktıkları da görülür.

Yeni olan, tekniğin bilinen durumunu aşan ve sanayiye uygulana bilinen buluşlar patent tesciliyle koruna bilinir.

İcat'cılar için önemli ipuçları

1- Başarısızlıktan korkmayın !

2- Gerçeği görmek için parçaları birleştirin !

3- Gözünüzü dört açın !

4- Farklı konular arasındaki ilişkileri araştırın !

5- Birçok buluş, yaşamı kolaylaştırmak için bulunmuştur. Hatırlayın !

6- Basit sorular, yaşamı kolaylaştıran buluşlara dönüşebilir. Bu soruları hafife almayın !

7- Kimi zaman yanlış anlamalar bile sizi bir buluşa götürebilir, unutmayın !

8- Düşüncelerinizi paylaşın !

9- Problemlere birden fazla çözüm arayın !

10- Basit bir düşünce karmaşık bir buluşa dönüşebilir.

11- Çılgın çözümleri de deneyin !

12- Biliminsanlarının, buluşçuların yaşam öykülerini okumak yararlı olabilir.

13- Yeni bir düşünce için düşlerin de önemli olduğunu unutmayın !

14- buluş yapmaya hazır olun !

15- Nesneler üzerinde düşünün !

İcat sözlükte ne anlama gelmektedir?

Yeni bir şey yaratma, bulma. gerçekmiş gibi gösterme çabası.

Doping Nedir?

Doping nedir?

Vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için uyarıcı ilaç almak. spor karşılaşmalarında sporcuların, yarışlarda ise yarış hayvanlarının gücünü ve direncini artırmak için doping yaparlar.

Uyarıcı veya sun’i olarak direnç arttırıcı maddeleri bilerek kullanmak veya hayvana vermek, yani doping yapmak tehlikelidir. Bu gibi ilaçların kullanılması bütün spor dünyasında olduğu gibi Türk sporunda da yasaktır. Sporcular dopingi kendilerine karşılaşmalarda olağanüstü bir güç verdiği için gizli olarak kullanırlar.

Bir sporcunun doping yapıp yapmadığı karşılaşmanın hemen sonrasında yapılan idrar ve tükürük tahliliyle anlaşılır. İlaç kullandığı anlaşılan sporcu cezalandırılır. Bir spor karşılaşması sırasında belli şartlara cevap veren bir madde alınmışsa kanunlara aykırı davranılmış olur. Denetimden geçmeyi kabul etmemek ve tamamlayıcı bir ceza niteliğindeki yarışmaya katılma yasağına uymamak da kanuna aykırı davranışlar arasına girer.

Dopinge özellikle bisiklet yarışçıları, halterciler, atletler ve futbolcular başvurur. Doping, öldürücü etki yapmasının yanında, fizyolojik yıpranmaya da yol açar. Yarış atlarına yapılan dopingler birçok atın ölümüne sebep olmuştur. At yarışları kurallarına göre doping yasaklanmıştır.

Türkiye’de doping kontrolü vazifesi 30.9.1962’de çıkarılan bir kararname ile kurulan komisyona verilmiştir. Yürütme görevi beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü sağlık kurulunca yapılmaktadır. Türkiye’de günümüzde doping kontrolü yapılacak tesis yalnızca İstanbul Jokey Kulübü’nde bulunmaktadır.

Ekonomiye canlılık getirmek ve istihdam hacmini artırmak için, talebi özendirmek gayesiyle resmi makamlarca alınan tedbirlere de doping denilmektedir. Mesela, vergi yükünün hafifletilmesi doping politikasının bir tedbiridir.

Sözlükte “doping” ne demek?

1. Bir spor yarışması sırasında, vücuda üstün hareket ve enerji sağlamak için kullanılan uyarıcı ilaç.

Doping kelimesinin ingilizcesi

[dope] v. sedate, drug; figure out, discover, deduce (Slang)
n. doping, usage of drugs as an athlete
n. doping
Köken: İngilizce

Magna carta Nedir?

Magna carta nedir?

Magna carta, Latince bir kelimedir. Türkçe'de “Büyük ferman” anlamına gelmektedir.

Magna carta, 1215 yılında derebeylerin, İngiliz kralı I. John'u zorlayarak elde ettikleri hakların tümünü içeren belgeye verilen addır. Bu belge kralın yetkilerini karara bağlamak amacıyla imzalanmıştır.

Magna carta'daki en önemli madde 39. madde olarak görülüyor bu madde şöyledir;

“Özgür hiç kimse kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal bir şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak veya hapsedilmeyecek veya mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak veya kanun dışı ilan edilmeyecek veya sürgün edilmeyecek veya hangi şekilde olursa olsun zarara uğratılmayacaktır.” maddesi vatandaşların hakları ve özgürlükleri açısından çok önemli kurallar getirmiş olup, hukukun üstünlüğü ilkesinin birçok ülkede yerleşmesine neden olmuştur.

Magna carta 63 tane maddeden oluşmaktadır.

Magna Carta'nın İngiltere Kralı John tarafından imzalanmış orijinali kaybolsa da dört kopyası varlığını sürdürmüştür.

Magna carta'nın en önemli 3 maddesi hangileridir?

Magna carta'nın en önemli 3 maddesi ilk 3 maddesidir. Bunlar şunlardır;

1- Hiçbir hür insan, yürürlükteki kanunlara başvurulmaksızın tutuklanamaz, hapsedilemez, mülkü elinden alınamaz, sürülemez veya herhangi bir şekilde yok edilemez.

2- adalet satılamaz, geciktirilemez, hiçbir hür yurttaş ondan yoksun bırakılamaz.

3- Yasalar dışında hiçbir vergi, yüksek rütbeli kilise adamları ile baronlardan meydana gelen bir kurula danışılmadan, haciz yoluyla veya zor kullanılarak toplanılamaz.

Magna carta'yı imzalayanlar kimlerdir?

Papa III. Innocentius, Kral John ve baronları.

Dış Bağlantılar

Magna carta'nın 1225 yılında Kral III. Henry tarafından yaptırılmış nüshası

Faiz Nedir?

Sözlükte “faiz” ne demek?

1. Anamalcı ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.
2. İşletilmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kar, ürem, işlenti, nema.

Cümle içinde kullanımı

… taksitler eşit olarak ödenir, peşin ödenmeyen kısım Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddine bağlanır.
– Anayasa

Faiz kelimesinin ingilizcesi

[Faiz Ahmed Faiz] n. interest
Köken: Arapça

Doğal afet Nedir?

Doğal afet nedir?

Doğal afet, büyük oranda veya tamamen insanların kontrolü dışında gerçekleşen, mal ve can kaybına neden olabilecek tehlikeli ve genellikle büyük çaplı olay. Afetin ilk özelliği doğal olması, ikincisi can ve mal kaybına neden olması bir diğeri çok kısa zamanda meydana gelmesi ve son olarak da başladıktan sonra insanlar tarafından engellenememesidir. Bazı afetlerin yeryüzünün nerelerinde daha çok olduğu bilinmektedir. Örneğin deprem, heyelan, çığ, sel, donma gibi bazı afetlerin sonuçları depremde olduğu gibi doğrudan ve hemen ortaya çıkar. Ama kuraklıkta olduğu gibi bazılarının sonuçları ise uzun bir zaman sonra ve dolaylı olarak görülür.

Doğal afet türleri

Jeolojik kökenliler: Bunlar doğrudan doğruya kaynağını yer kabuğu ya da yerin derinliklerinden alan doğal afetlerdir. Bunlar şunlardır:

1- Deprem

2- Heyelan

3- Yanardağ patlamaları

4- Tsunami

Meteorolojik kökenliler: Atmosferdeki doğa olayları sonucunda meydana gelirler. Bunlar şunlardır:

1- Sel

2- Su taşkını

3- Çığ

4- Fırtına

5- Kuraklık

6- Orman yangını

7- İklim değişiklikleri

8- Hortum

Meteorolojik afetlerin oluşumunu hazırlayan temel etkenler atmosfer kökenli olmasına rağmen, bazılarında afetin oluştuğu yerin özellikleri de etkili olmaktadır. Sel, çığ ve sis buna örnek olarak verilebilir.

Anı Nedir?

Sözlükte “anı” ne demek?

1. Yaşanmış olaylardan belleğin sakladığı, sırası geldiğinde anımsanan iz, izlenim, hatıra.
2. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.

Cümle içinde kullanımı

Üstadın bu anıyı anarken gözlerindeki mutluluk pırıltısına gıpta etmiştim.
– H. Taner

Anı kelimesinin ingilizcesi

n. moment, split second, second, instant, wink, flash, jiff, jiffy, trice
n. remembrance, memory, recollection

Argo Nedir?

Argo nedir?

Bir meslek veya topluluk sınıfı arasında kullanılan özel bir dildir. Genel olarak toplumun alt tabakasında bilhassa külhanbeyi tipler arasında konuşulan dile, halkın kendi dilinden bozarak yaptığı veya yabancı dillerden alıp değiştirdiği kelime veya tabirlere de argo adı verilir. Argo, hiç bir zaman insanın ana dilinden ayrı olmaz. Her dilin kendine has bir de argosu vardır ve her dilin kendi bünyesinden çıkar. Bugün bütün milletlerin öz dilleri yanı sıra, hemen bütün sınıflara has birer de argoları vardır.

Tanzimat devrinde, ilk sahne yazarlarıyla Şair Eşref argoyu geniş çapta kullanmışlardır. Daha sonra Ahmet Rasim, Neyzen Tevfik, Hüseyin Rahmi, Osman Cemal Kaygılı, Sermet Muhtar Alus da eserlerinde argoya geniş yer vermişlerdir. Argo aslında gizli bir anlaşma, konuşma aracı olarak kullanılan, bir toplumun genel dilinden ayrı, ama ondan türemiş özel bir dildir. Hangi çevrede ya da meslek grubu arasında türemişse yalnızca o toplulukça anla­şılır. Ama zaman içinde toplumun başka kesimlerince de benimsenerek kullanılabilir.

Argo sözcükler, yaygın olarak kullanılan ortak dildeki sözcükler gibi yazılır ve okunur. Kullanım amacında gizlilik yatan argo, yapı bakımından genel dilden ayrılmaz. Bu özel dilde, ortak dilden bağımsız biçimler yaratıl­maz, dilbilgisi kuralları da değiştirilmez. Ar­gonun oluşması için, sözcüklerin alışılmışın dışında bir anlamda kullanılması, yeni anlam­larla donatılması yeterlidir.Aktarılacak bilgi, sözcüklerin anlamları değiştirilerek gizlenmiş olur.

Argo sözcükler çoğu zaman, genel olarak kullanılan dilde var olan bir sözcüğe başka bir anlam yükleyerek türetilir. Örneğin çalışkan ve saf öğrenci anlamına gelen inek ve para anlamına kullanılan arpa sözcükleri böyle türetilmiştir. Yabancı dillerdeki sözcük ya da sözcük parçalarını değiştirmeden ya da boza­rak alıp Türkçe'deki sözcük parçalarıyla bir­leştirerek türetilen argo sözcükler de vardır. Örneğin, Türkçe'deki atma sözcüğünü Fran­sızca tion ekinden bozma syon'la birleştirerek oluşturulan atmasyon, uydurma, yalan haber anlamına gelir.

Kimi argo sözcükler ise Türkçe'den ya da yabancı dillerden yararlanıp uydurma, yakış­tırma, benzetme yoluyla türetilmiştir. Boş, değersiz anlamına gelen pof yoz, yalan karşılı­ğı kullanılan maval ya da aptal anlamındaki keriz bu tür argo sözcüklerdir. Sözlük hazırla­yanlar, dilbilimciler, öğretmenler ve uzman­lar arasında hangi sözcüklerin argo olduğu konusunda bir anlaşma yoktur. Çünkü, argo­nun birçok sözcüğü öbür dil grupları arasına karışmıştır. Ama, kesin bir ayrım yapılamasa da argoyu insanlar arasındaki senli benli konuşmada kullanılan dilden, halk dilinden ve kaba konuşmadan ayırmak gerekir.

Argo kullanımı Türkiye'de daha çok İstan­bul'da ilgi çekmiştir. Kayış dili olarak da adlandırılan İstanbul argosunun gelişmesinde külhanbeylerin, eski dönemlerin itfaiyecileri olan tulumbacıların ve ayaktakımının büyük rolü olmuştur. Argo kullanımının nedenlerinden biri de, konuşmaya ya da yazıya canlılık getirmesidir. Pek çok argo sözcükte şaka ya da mizah duygusu gizlidir. Edebiyat alanında argodan, gülünç durumlar yaratma, gündelik dile yak­laşma, dile yeni ve canlı bir boyut getirme gibi amaçlarla yararlanılır.

Argonun yazı diline geçmesi, gizliliğin orta­dan kalkmasına neden olur. Argo sözcükler herkesçe kullanılır hale gelince argo olmaktan çıkar. Kimi argo sözcükler yalnızca belli bir süre kullanılır, daha sonra kaybolup gider. Bu değişkenlik ve kendini yenileme argonun başlıca özelliklerinden biridir. Buna karşılık kimi sözcükler de günlük dile kabul edilir. Eskiden argo olan sözcükler zamanla günde­lik dilde kullanılmaya başlar. Örneğin, eski­den argo sayılan ve tembel, kaytarıcı anlamın­da kullanılan hayta sözcüğü günlük dilde yaygın bir kullanım kazanarak argo olmaktan çıkmıştır. Bu olguya aşağı yukarı bütün diller­de rastlanır.

Tümü de Latince'den türemiş olan Fransızca, İspanyolca ve İtalyanca'daki pek çok sözcük, kitaplarda kullanılan klasik Latince'den değil, halkın günlük yaşamında kullandığı Latince'den ve Roma ordusunun argo sözcüklerinden kaynaklanır. Sözgelimi, Fransızca'da baş anlamına gelen tete sözcüğü Latince'de baş anlamına gelen caput sözcü­ğünden değil, Latince bir argo sözcük olan ve testi ya da toprak kap anlamına gelen testa'dan türemiştir. Eskiden daha çok ağızdan ağıza yayılan argo sözcükler, günümüzde çeşitli kitle iletişim araçları aracılığıyla çok kısa sürede yaygınlık kazanmaktadır.Argo yersiz ve zamansız kullanıldığında kötü izlenim yaratır; çok sık kullanıldığında da tüm gücünü yitirir. Bu durum hem kaba, küfürlü sözcükler, hem de “kibar” argo türle­ri için geçerlidir. İlk kullanıldıklarında yeni ve eğlencelidirler, ama sürekli kullanıldıklarında sıkıcı olmaya başlarlar.

Sözlükte “argo” ne demek?

1. Kullanılan ortak dilden ayrı olarak aynı meslek ya da topluluktaki insanların kullandığı özel dil ya da sözcük dağarcığı.
2. Toplumdışı kişilerin kullandığı kaba söz ya da deyimler.
3. Genel kullanım dışı biçim ya da özellikleri olan.

Argo kelimesinin ingilizcesi

n. Slang
Köken: Fransızca

İmece Nedir?

Sözlükte “imece” ne demek?

1. Kırsal topluluklarda köyün zorunlu ve isteğe bağlı işlerinin köylülerce emek birliğiyle gerçekleştirilmesi.
2. Birçok kimsenin toplanıp elbirliğiyle, bir kişinin ya da bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sırayla bitirilmesi, kubaşık.

İmece kelimesinin ingilizcesi

collective work

Imece ne demek? (Ekonomi)

Özellikle kırsal yörelerde uygulanan bir çalışma yöntemi. Şöyle ki bir çok kişinin bir araya gelip sırayla birbirlerinin işlerini görmeleri. Böylece işler elbirliğiyle ve sıraya bağlı olarak gerçekleştirilmiş olur. Diğer bir kullanış alanı da köyün yol, okul, su kanalı gibi ortak ihtiyaçlarının köylüler tarafından, tamamen kendi rızalarıyla elbirliği yapılarak tamamlanmasıdır.

Göz tansiyonu Nedir?

Göz tansiyonu nedir?

Silier cisimden salınan aköz sıvısı göz bebeğinden ön tarafa gelip iris ile korneanın birleşim yerindeki açıda trabeküler ağ denilen yapıdan süzülür. Devamlı bir döngüsü vardır. Bu döngü, göz bebeğinden geçiş esnasında ya da trabeküler ağ ve sonrasında

İnstagram Nedir?

Instagram nedir?

instagramInstagram ilk olarak Iphone için yapılmış ücretsiz bir fotoğraf paylaşma ve fotoğraf düzenleme uygulamasıdır. Artık android platform'lu cihazlarda da bu uygulama kullanılabilmektedir. Ünlülerin kendi günlük yaşam fotoğraflarını bu yazılım üzerinden paylaşması ile instagramı takip edenlerin sayısında patlama meydana geldi. Instagram'ı, Kevin Systrom ve Mike Krieger adlı iki girişimci kurmuştur. Telefonunuzla önce bir fotoğraf çekersiniz daha sonra Instagram uygulamasıyla dilerseniz fotoğrafınıza çeşitli efektler uygulayabilir dilerseniz hiçbir efekt uygulamadan istern Instagram sitesinde isterseniz de Twitter, Facebook, Foursquare, tumblr gibi sosyal mecralarda fotoğraflarınızı kolayca yayımlayabilirsiniz. Instagram uygulaması o kadar çok sevildi ki dünya üzerinde şuan 27 milyon kullanıcı tarafından kullanılmaktadır. Instagram uygulamasının hem android hemde ios'lu cihazlarda kullanılabilmesi uygulamanın kullanılırlığını artırmıştır.

Bu program ile fotoğrafı çekilen eski bir ayakkabı, ağaç, araba, kedi, gün batımı kısacası aklınıza gelebilecek her şey birkaç dakika içerisinde sanki profesyonel bir fotoğrafçının veya photoshop sanatçısının elinden çıkmış gibi ilgi çekici olabiliyor. iphone ile çekilen fotoğraflar öylesine şaşırtıcı sonuçlar veriyor ki ‘iPhoneography’ adıyla bir sanat akımı bile oluşmuş durumda.

Kullanıcıların Instagramla çekmiş efekt uygulamış yada uygulamamış fotoğraf örneklerine Dış bağlantılar başlığı altında ki “Instagram ile çekilen fotoğrafların yayımlandığı websitesi” linkine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Peki Instagram uygulamasını nasıl kullancağım?

Instagram uygulamasını 8 adımda yüklemek ve kullanmak:

1- Önce Instagram’ı AppStore’dan iPhone veya ipod Touch cihazınıza indirin ve kurun.

2- Kayıt Ol (Sign Up) kısmından kendinize bir kullanıcı adı ve şifre oluşturun.

3- Paylaş (Share) bölümünden fotoğraf çekimi yapın veya cihazınıza yüklenmiş bir fotoğrafı seçin. Cihazınıza yüklenmiş bir fotoğraf seçerseniz boyutlarını yeniden düzenlemeniz gerekecektir. Çünkü instagramda bütün fotoğraflar kare şeklinde.

4- Fotoğrafınızı çektikten veya cihazdan seçtikten sonra istediğini efekti resme uygulayabilirsiniz. Bu efekt ile resmin bir kısmını bulanıklaştırmak ve minyatür özelliği vermek mümkün.

5- Ekranın altındaki mevcut filtrelerden birini seçin ve “Sonraki” (Next) tuşuna basın.

6- Fotoğrafınıza bir ad verin, çektiğiniz yerin coğrafi noktasını belirleyin.

7- İsterseniz fotoğrafınızı Twitter, Facebook, Flickr, Tumblr, Foursquare, Posterous veya Email aracılığıyla paylaşabilirsiniz.

8- Tamam (Done) tuşuna basarak işlemi sonlandırın. Artık fotoğrafınız Instagram’da ve paylaşmak istediğiniz sosyal medya ağlarında görülebilecektir.

Dış Bağlantılar

Instagram ile çekilen fotoğrafların yayımlandığı websitesi

Instagram resmi web sayfası

Instagram Ios cihazlar için indirme sayfası

Instagram Android cihazlar için indirme sayfası

Onkoloji Nedir?

Onkoloji nedir?

Tümörlerle uğraşan bilim dalı. Onkos şişlik, logos bilim demektir. Onkoloji bu iki kelimenin birleşmesinden meydana gelmiştir.

Tümörler, iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayrılırlar. Onkoloji, bütün tümörlerin teşhis ve tedavilerini ve bu konulardaki bütün gelişmeleri sahası içine almıştır.

Onkoloji, özellikle 20. asrın ikinci yarısından sonra hızla ilerlemeye başlamıştır. Çeşitli tip kanserlerin erken teşhislerinin sağlanması için birçok çalışmalar yapılmış, yeni teknikler geliştirilmiştir. Bilgisayarlı tomografi, ultrasound, nükleer manyetik rezonans tekniği bunlardan sadece birkaçıdır. Kanser tedavisi alanında da çok sayıda araştırmalar yapılagelmektedir.

Kanserin ölüm sebepleri arasında ilk sıralarda yer alması sebebiyle günümüzde onkoloji önemli bir bilim dalı haline gelmiştir. Onkoloji dalında mütehassıs olanlara onkolog denilmektedir.

Sözlükte “onkoloji” ne demek?

1. Urları inceleyen tıp dalı, kanserbilim.

Onkoloji kelimesinin ingilizcesi

oncology
Köken: Fransızca

Okyanus Nedir?

Sözlükte “okyanus” ne demek?

1. Anadeniz, umman.

Cümle içinde kullanımı

Atlas Okyanusu. Hint Okyanusu.

Okyanus kelimesinin ingilizcesi

adj. oceanic
n. ocean, the deep, main, brine, drink
Köken: Yunanca

Alt Nedir?

Sözlükte “alt” ne demek?

1. Bir şeyin yere bakan yanı; üst karşıtı; bir şeyin yere yakın bölümü.
2. Bir nesnenin tabanı; birkaç şeyin içinden bize göre uzak olanı.
3. Oturulurken uylukların yere gelen bölümü; s.(birkaç şeyden) yere yakın olan.

Cümle içinde kullanımı

Alt sınıf. Alt cins. Alt takım.

Alt kelimesinin ingilizcesi

n. note or tone located above the treble staff (Music)
n. (Computers) Alt key (keyboard key pressed in combination with other keys to execute commands)
n. (Music) alto, lowest female voice, contralto; highest male voice, countertenor; singer with an alto voice

Malzeme Nedir?

Sözlükte “malzeme” ne demek?

1. Gereç, materyal.
2. Bir yapıtın hazırlanmasında yararlanılan tüm bilgi ve kaynaklar.

Malzeme kelimesinin ingilizcesi

n. material, materiel, necessaries, provisions, stock, requisite, outfit, apparatus, furnishing, furniture, kit, makings, turnout, utensil, findings, instruments, topping, ingredient
Köken: Arapça

Malzeme ne demek? (Ekonomi)

(Materials) Arapça kaynaklı bir sözcük, araç, gereç anlamındadır. Bir araştırma raporunun hazırlanmasında kullanılan her türlü bilgi, rakam ve veriler de malzemedir.

Cover Nedir?

Cover nedir?

Cover kelimesi sözlük anlamları ve müzikteki anlamı üzere 2 tür farklı anlamı vardır.

Cover, İngilizce bir kelimedir.

Cover kelimesi isim olarakkapak, örtü, kap, bahane, kılık, zarf, kaplık, paket” anlamına gelirken fiil olarak isekapsamak, kapatmak, örtmek, kaplamak, korumak, üzerini kapatmak” gibi anlamlara gelmektedir.

Cover kelimesi sözlükte bu anlamlara gelirken, müzikteyse “cover versiyon, cover parça” gibi kavramlarla kullanılır ve “popüler eski bir müziğin yeni teknolojik aletler, enstrümanlar ve farklı bir sanatçı ile birlikte o şarkının tekrar yorumlanmasına” denilmektedir. Bazı dinleyiciler cover parçaları eski halleriden daha çok sevip onu dinleyebilmektedirler.

Örnek Cover Parçalar

Şarkı: Ağlama Değmez Hayat Orjinal söyleyen: Barış Manço Cover yapan: Kurban

Şarkı: Kız sen İstanbul`un Neresindensin Orjinal söyleyen: Emel Sayın Cover yapan: Seferad

Şarkı: Değirmenler Orjinal söyleyen: Bülent Ortaçgil Cover yapan: Şebnem Ferah

Şarkı: Her Şeyi Yak Orjinal söyleyen: Sezen Aksu Cover yapan: Duman

Şarkı: Ayrılmam Orjinal söyleyen: Aşkın Nur Yengi Cover yapan: Kargo

Şarkı: Bazı Yalanlar Orjinal söyleyen: Teoman Cover yapan: Aylin Aslım

Şarkı: Kim Bu Gözlerindeki Yabancı Orjinal söyleyen: Deniz seki Cover yapan: İbrahim tatlıses

Şarkı: Arkadaşımın Aşkısın Orjinal söyleyen: Ümit Besen Cover yapan: Teoman

Şarkı: Islak Islak Orjinal söyleyen: Cem Karaca Cover yapan: Barış Akarsu

Şarkı: Maskeli Balo Orjinal söyleyen: Yeni türkü Cover yapan: Athena

Şarkı: Sevda Çiçeği Orjinal söyleyen: Fikret Kızılok Cover yapan: Mor ve Ötesi